Ölümü düÅŸünmeden yaÅŸamak güzel de..
Ünlü anekdottur..
- Yaşamınızın son saati olduğunu bilseniz, kimi arardınız?..
- ??????
- Peki ne duruyorsunuz o zaman?..
Zeynep Saçkırk'ın yolladığı satırları okurken aklıma geldi birden.. Zeynep kendi notlarını mı yollamış, internetten mi derlemiÅŸ, ya da CüceloÄŸlu'nun kitaplarından da nakletmiÅŸ, bilmiyorum.. Ama önemli..
Ölümle çok iç içe yaÅŸadığım bu günlerde, yaÅŸamı nasıl durmadan, nasıl anlamsızca ertelediÄŸimizi bir daha düÅŸündüm.. Sonra dedim ki..
"Bu CüceloÄŸlu'nu mümkün olduÄŸu kadar fazla insan okumalı.. İşin bana düÅŸen kısmı, bana gönderilen notu, size nakletmek..
DoÄŸan CüceloÄŸlu'nun eÄŸitimindeki katılımcılarla bir konuÅŸmasından:
DoÄŸan CüceloÄŸlu: ArkadaÅŸlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
Bir katılımcı: Allah'a ÅŸükür, hocam, bildiÄŸimiz kadarıyla yok.
CüceloÄŸlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceÄŸi garanti bir ÅŸey söyler misiniz?
Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar: Ölüm.
CüceloÄŸlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceÄŸi kaçınılmaz olan tek ÅŸeydir. DoÄŸum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiÅŸtir, ama bundan sonra baÅŸa gelmesi kesin olan tek ÅŸey ölümdür. BaÅŸka hiçbir ÅŸey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceÄŸimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduÄŸunu göstermez mi?
Katılımcılar burada sessizce, baÅŸlarıyla onaylamaya baÅŸlar. ÖleceÄŸim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduÄŸu da açıktır...
CüceloÄŸlu: Peki, ne zaman öleceÄŸimizi biliyor muyuz?
Katılımcılar: Hayır
CüceloÄŸlu: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?
Bir katılımcı: Var.
CüceloÄŸlu: Yarın?
Bir katılımcı: Evet.
CüceloÄŸlu: 30 yıl sonra?
Bir katılımcı: Olabilir.
CüceloÄŸlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceÄŸini biliyor musunuz? Mesela bu akÅŸam eve saÄŸ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?
Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaÅŸama böyle bakmamışlardır.
CüceloÄŸlu: Peki bir de tersini düÅŸünelim, bu akÅŸam eve döndüÄŸünüzde, bu sabah evden çıkarken saÄŸ salim bıraktıklarınızı saÄŸ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti?
Bir katılımcı: Yoktur Hocam.
CüceloÄŸlu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüÄŸünün bize söylenmeyeceÄŸini?
Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlar.
Bir katılımcı: Hocam konuyu değiştirsek?
CüceloÄŸlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuÅŸuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akÅŸam birlikte olduÄŸunuz kiÅŸilerden birinin yarın ölüm günü olduÄŸunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduÄŸu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı ÅŸeyler mi yapardınız?
Bir katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.
CüceloÄŸlu: Åžimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceÄŸini düÅŸünün, dün akÅŸamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletiÅŸim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuÅŸurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüÅŸünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona, yüreÄŸinizin derininden gelen bir "Seni gerçekten çok seviyorum" demeye ne gerek var diye düÅŸünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduÄŸunuz sevgiyi yoÄŸunlaÅŸtırmaz mıydı?
Burada bazı katılımcılar aÄŸlıyordur. Belli ki dün akÅŸam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduÄŸunu ÅŸimdi fark etmiÅŸlerdir.
CüceloÄŸlu: Åžimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaÅŸamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde "Åžimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim" diye kendi kabuÄŸumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?
Bu yazılanları okuduÄŸunuzda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Herhalde katılımcılarla aynı duyguları yaÅŸayıp kendinizi rahatsız hissetmenizin normal olduÄŸunu söylenebilir. Ancak anlatılanların ortaya çıkaracağı sonuç DoÄŸan CüceloÄŸlu'nun anlattıklarından çok uzak noktalara ulaÅŸacaktır. Böylece kiÅŸiler kendilerini kötü hissedecekler, evde bıraktıklarının her an öleceklerini düÅŸünecekler, tavır koymaları veya hayır demeleri gereken yerde "ölebilir" diye düÅŸünerek tepki göstermekten vazgeçeceklerdir. Dahası her an ölebilirim diye düÅŸünmeye baÅŸlayıp büyük ölçüde pasifleÅŸmeye baÅŸlayıp bir müddet sonra ölüm korkusu duymaktan ötürü hiçbir ÅŸey yapamaz hale gelecekledir.
Bunun adına kötünün kötü ile tedavi edilmeye çalışılması diyebiliriz. Kötünün kötü ile tedavisi olmaz, olursa bile sonuç daha kötü olacaktır, normal olarak. Kanser hastalığını yaÅŸayan birine daha kötü bir hastalığı örnek vererek onu rahatlatmaya çalışmanın hiçbir yararı olmadığı gibi onun söylenen hastalığı da düÅŸünmeye baÅŸlaması saÄŸlanacak ve o hastalığın da kendisinde çıkma ihtimali ortaya çıkacaktır.
Bütün bunlar DoÄŸan CüceloÄŸlu'ndaki geliÅŸim sürecin sona erdiÄŸini anlatmaktadır. Bu noktadan itibaren ne kendisine ve nede baÅŸkalarına katkıda bulunması zor hale gelecektir. Bir seminerinden sonra sorulan bir soruya vermesi gereken cevap yerine anlattığı hikaya dikkate deÄŸer.
DoÄŸan CüceloÄŸlu'na seminer sonrasında bir kiÅŸi ÅŸu soruyu sorar. "DoÄŸan Bey, neden 6 ay Türkiye'de 6 ay Amerika'da yaşıyorsunuz? Türkiye'de neden sürekli yaÅŸamıyorsunuz?" DoÄŸan CüceloÄŸlu "ben cevap yerine size bir hikaye anlatayım" der ve anlatmaya baÅŸlar.
Köyde yaÅŸayan uyuz bir köpeÄŸe hiç kimse bakmaz ve köpeÄŸin de uyuzu giderek artarmış. KöpeÄŸe hiç kimse de dikkat etmezmiÅŸ. Bir gün bu köye bir Amerika'lı aile gelir, yerleÅŸir. YerleÅŸtikten sonra uyuz köpeÄŸi görürler ve bakmaya baÅŸlarlar. Günler geçtikçe köpeÄŸin uyuzları kaybolur, tüyleri parlar, normal kilosuna kavuÅŸur. Köpek güzelleÅŸmektedir ve köylüler de köpeÄŸin ne kadar güzel bir köpek olduÄŸunu anlarlar.
Amerika'lı aile köyden ayrılacaklardır ve köpeÄŸi de birlikte götürmek isterler. Fakat köylüler güzelleÅŸen köpeÄŸin götürülmesine izin vermezler. Amerikalı aile köyü terkeder ve köpek kalır. Bir kaç ay sonra köpek zayıf, uyuz ve yaralı haline geri döner. DoÄŸan CüceloÄŸlu kendisini dinleyen bir kaç kiÅŸiye bakar ve "İşte ben bu yüzden Türkiye'de sürekli yaÅŸamak istemiyorum" der.
Kendisi için böyle bir metaforik hikaye anlatabilen bir kiÅŸisel geliÅŸimcinin Türkiye'de sürekli yaÅŸamaya baÅŸladıktan sonra yukarıdaki ölümlü cümleleri dinleyenlerine söylemesi çok da anormal deÄŸil. Daha fazla da bir yorum yapmanın gereksiz olduÄŸunu düÅŸinüyorum.