| Erdal İnönü'nün ardından düşünceler |
|
|
|
| Yazar Cengiz Eren | |
| Perşembe, 01 Kasım 2007 14:44 | |
|
Gerçekten böyle bir babanın oÄŸlu olmak zor olsa gerek. Zira bir oÄŸul olarak onu geçmek, ya da farklı bir alanda kendisini geliÅŸtirmesi gerekiyordu. Babası gibi olmak istedi mi? Bence olmak istemedi. Babasının onaylamadığı gibi de olmak istemedi ve bu ikisinin arasına şıkışıp kalmayı bilim ve teorik fizik çalışmaları ile aÅŸtı. Böyle de oldu. Teorik fizik konusundaki çalışmaları ile dünyada tanındı, Erdal İnönü. Zeki, esprili, söylenenden farklı anlamları çıkarabilen ve bunu da kolaylıkla ifade edebilen bir kiÅŸi idi. Gazetede yazılanlardan okuduÄŸumuz gibi karısı kendisine “Erdal fare var mutfakta” dediÄŸinde, “Ben kedi miyim?” cevabı ile hızlı çalışan zekasının bilim içeriÄŸinde olduÄŸu kadar, hayatın içinde de çalıştığını gösteriyordu.
Russell Crowe’un oynadığı ve oyun teorisini bulan John Nash’in hayatını anlatan filmden anlamamız gereken nokta aslında Erdal İnönü içinde geçerli sayılabilir. Beautiful Mind (Akıl Oyunları) anlatılan aslında ÅŸu sayılabilir, bir yorum olarak. McCarthy döneminde topluma aktarılan anti-komünist düÅŸünceler normal insanların beyninde bir hasara yol açmazken bir dahinin beyninde önce paranoya ve sonra da ÅŸizofreniye yol açtığıdır. Hayal gücü geniÅŸ olan John Nash komünist tehlikenin ülkesi için varolduÄŸu ifade edilince bu konuda da hayal etmeye baÅŸlamış ve hayalle gerçeÄŸi karıştırır hale gelmiÅŸti. Daha sonra konulan ÅŸizofreni teÅŸhisi ile hastaneye yatmış, ÅŸeker hastalarının halisünasyon görmediÄŸi düÅŸünülerek, yanlış olduÄŸu daha sonra fark edilen, deneysel ÅŸeker komasına sokulmaya baÅŸlanmıştı. Hiç bir yarar saÄŸlanamamıştı, bu vahÅŸi sayılabilecek tedavi oyun teorisi bulan dahi için. Aslında Erdal İnönü’de dış önerme ile girdiÄŸi politik kısır ve vahÅŸi sayılabilecek çekiÅŸmeleri içine çekilmiÅŸti, farkında olmadan. Kibarlığı, esprili ve sevecen olması ve İnönü soyadına sahip olması bir müddet için etkili olsa da, zekasını engelleyen, hayal gücünü daraltan kısır ve menfaate dayalı çekiÅŸmelerin içinde bulmuÅŸtu kendisini. Kendi isteÄŸi ile politikaya girebilse idi, kullanabileceÄŸi kaynaklar oldukça fazla idi. YaÅŸadığı çevreden dolayı çok ÅŸey biliyor ve çok ÅŸey öÄŸreniyordu. Ancak ne olduÄŸunu bildiÄŸi siyaset sahnesinden uzak kalacağını yapmaya çalıştığı kariyer ile gösteriyordu. Esprinin olmadığı, gücün, iktidarın ve hatta paranın etkili olduÄŸu siyaset dünyasına girmesi ile yaÅŸadıkları kendisini bunlardan koruyamadığı için kendisi de John Nash gibi tehlike altına giriyordu. Bu anlamda ÅŸu söylenebilir. Zeka baÄŸlantı kurma hızı yüksek, algı seviyesi geniÅŸ, hayal gücü fazla olan insanların kendisini daha fazla korumaları gerektiÄŸi. Teorik fizik konusunda bilgi üretebilen bir insanın en çok kullandığı ise hayal gücü olduÄŸu için böyle kiÅŸilerin kendisini daha fazla korumaları ve dış önermeleri reddetmeleri gerektiÄŸidir. Erdal İnönü bunu yapamamıştı. GirdiÄŸi siyasette hayal gücü sınırlanmış, esprilerini konumundan dolayı ciddiye alan insanların kapattığı çevresi içinde sıkışıp kalmıştı. Sonra politikadan çekildi, ancak siyaset aktörlerini de iyi tanıdığı için olabilecek sonuçları önceden yine hayal gücünü belirleyerek kendisini kötü hissetmeye baÅŸladı. Daha sonra hastalığından kurtulamayacağını anladığında kendi üzerinde “deneysel tedavi” yapılmasına izin verdi. Bu bile kendisinin insanlara yararlı olmak konusundaki fedakarlığını gösterebilir. O durumda bile bilime katkıda bulunmaya çalışıyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi el yazısı ile yazdığı vasiyetinde burs baÄŸlanmasını istediÄŸi gençlerden biri idi. Televizyondaki konuÅŸmalarında kendisini bilge bir çocuk tavrı ile dinletirdi. Kavga etmeden, polemiÄŸe girmeden anlatmak istediklerini anlatmaya çalışır, bunu da mütebessim bir yüzle yapabilirdi. Ömer ve Erdal İnönü’nün gençlik resimlerini albümlerinde gördüÄŸüm Lemi İpekçi’nin adını da burada anmak isterim. Lider olması istenmiÅŸ ama kendi isteÄŸi ile görev olarak yapmaya çalıştığı için lider olamamış ve bilim adamı kimliÄŸinin etkisi her içerikte devam etmiÅŸti. Vefat haberini öÄŸrendiÄŸimde düÅŸündüÄŸüm bunlardı. Sempatik, espirili, gerçekte bir dahi olan ama bunun farkına kendisinin bile varmadığı bir kiÅŸi idi, Erdal İnönü. Görmesek, konuÅŸmasak bile “orada” olması bize güven veriyordu, kendimizi iyi hissettiriyordu. Onu arayacağız. Cengiz Eren http://www.erenlp.com 1 Kasım 2007
Düzeltme mesajları gönderen Erkan Bey'e ve Neslihan Hanım'a teÅŸekkür ediyoruz.
|
Yorum ekle
- Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
- Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
- Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
- 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için kodun altındaki *Yenile* düğmesine basın.
- Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.













Yorumlar
güle güle inönü. mekanın cennet olsun.
Soyadı İnönü olmasaydı kaçımız onu tanır ve hakkında bu kadar güzel şeyler yazardık, bilmiyorum. Adam gibi adam, tarifine uygun nice bilim adamları kendi dar çevrelerinden dışarı çıkamıyorlar. Erdal beyi çevre dışına çıkartan, bizlere tanıtan, sevdiren, arkasından yazdıran, soyadıdır. Medyamızın şarkıcı, artist ve manken merakı, bu tür insanlarımızın kendi çevrelerinde kalmalarına yol açıyor. Bu insanları tanıdıktan sonra sevmemek mümkün değil. Her gün daralan çevremizde, bu tür güzelliklerin farkına varmak için, ölmelerini beklemeden gereken ilgiyi göstermeliyiz. Bu konuda kimlerin üstüne ne gibi görevler düşüyorsa, lütfen görev başına. Yağrın öldüklerinde arkalarından üzülüp yazacağımız insanları sağlıklarında da hatırlasak, yazsak ve paylaşsak, diye düşünüyorum.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için