Sitedekiler

Åžu anda 6 ziyaretçi Ã§evrimiçi
Sayfa Gösterimi : 15798371
Giriş Sayfası
Yeni Yıl ve Ertuğrul Özkök PDF Yazdır E-posta
(19 oy, ortalama 5 üzerinden 4.63)
Yazar Cengiz Eren   
Pazartesi, 31 Aralık 2007 16:14
antenkucuk.jpg 30 12 2007 Tarihinde ErtuÄŸrul Özkök Pazar yazıları köÅŸeÅŸinde "Hayatımda En Utanç DuyduÄŸum An" baÅŸlıklı yazısını okuduÄŸumda farkında olmadan aktarılan bilgilerin, yaÅŸanan tecrübenin ve bu tecrübeye ait sonuçların ne kadar ilginç olabileceÄŸini gördüm. Yazının devamını okuduÄŸunuzda siz de ilginç bulabilirsiniz. Sizin hayatınızı da farkında olmadan etkileyen hatta hayatınızı yöneten benzer tecrübeler var mı? bunları da düÅŸünebilirsiniz.

Bu vesile ile yeni yılınızı kutlar, istediklerinize düÅŸündüÄŸünüzden daha kısa zamanda ulaÅŸmanızı ve baÅŸarılarınızın kendi kontrölünüzde  daha da artarak devam etmesini dilerim.

“Hayatımın en utanç verici anı
HAYATIMIN en utanç verici anlarından birini 1967 yılında KuÅŸadası'nda yaÅŸadım.

Ben, Türkiye'nin ilk kuÅŸak DJ'lerinden biriyim diyebilirim.
Ama DJ'lik kariyerim, ne yazık ki, 15 gün sürdü ve dramatik bir olayla kapandı.
* * *
O yıl KuÅŸadası'nda "Güvercinada"da açılan diskotekte DJ olarak iÅŸ buldum.
KuÅŸadası, Türkiye'nin turizme ilk açılan kasabalarından biriydi.
Güvercinada'da kalenin içindeki diskotekte çalışmaya baÅŸlamıştım.
MüÅŸteriler çaldığım parçalardan çok memnundu.
DiskoteÄŸin patronu, birinci haftanın sonunda programa bir dansöz ekledi.
Kız o günlere kadar gördüÄŸüm, kalçaları, göÄŸüsleri iri klasik dansözlere hiç benzemiyordu.
Narin yapılı, ama güzel bir kızdı.
Hali tavrı da farklıydı.
Programa çıkmadan önce ve programdan sonra gelip benim yanıma oturur, sohbet ederdik.
Gündüzleri de diskotekte çalışan öteki çocuklarla hep birlikte denize girer eÄŸlenirdik.
Dansöz kızın geldiÄŸinin üçüncü veya dördüncü gecesi, çok garip bir olay oldu.
DiskoteÄŸin bir güvenlik görevlisi vardı.
O zamanlar bu kiÅŸilere "fedai" deniyordu.
Bu kiÅŸi, o zamanlar İzmir çevrelerinde iyi tanınan bir fedaiydi.
Etrafta anlatılanlara göre daha önce iki kiÅŸiyi öldürmüÅŸ, içeri girip çıkmış biriydi.
Gece yarısından sonra müÅŸteriler dağılmıştı ve biz yine dansöz kızla oturuyorduk.
O fedai birden üzerime gelip beni dövmeye baÅŸladı.
Cılız denecek kadar ince bir delikanlıydım. Dolayısıyla o irikıyım adamla baÅŸ etmem mümkün deÄŸildi.
Epey dayak yedikten sonra beni adamın elinden aldılar. Kaçıp orada çalışan bir çocuÄŸun kaldığı pansiyona sığındım.
Ve gece yarısı KuÅŸadası'ndan kaçar gibi ayrıldım.
O fedai beni niye dövdü, niye kazdı hálá anlamış deÄŸilim.
Ama bu olay benim DJ'lik hayatımı söndürdü.”

30 Aralık 2007 tarihli ErtuÄŸrul Özkök Pazar Yazısı böyle baÅŸlıyor. Yazının devamında ise “Venedikte Ölüm” filminin çıkışında duyduÄŸu müzikten çok etkileniyor ve plakçıya girip çalan aryanın adını öÄŸreniyor. Mahler’in ÖlmüÅŸ Çocuklar ÅŸarkısı. Hüznü ve acıyı en çok bulabileceÄŸiniz kiÅŸilerden birisi Mahler.  Feyziye Mekteplerine adını veren rahmetli Feyziye İpekçi’nin de en sevdiÄŸi ve dinlediÄŸi sanatçılardan biriydi, Mahler.

Bu detaylardan sonra yapılacak analiz ilginizi çekecektir. “Hayatımın En Utanç Verici Anı’ baÅŸlıklı yazıda anlatılan olay farkında olmadan ErtuÄŸrul Özkök’ün hayatını düÅŸünmediÄŸi ölçüde deÄŸiÅŸtirmiÅŸ olabilir. Yine çok boyutlu mesajlar içeren bu baÅŸlık Milliyet Gazetesinin “Bunlardan utanç duyanlar, Biz de sizinle gurur duyuyoruz” mesajının yanlışlığına dair Sedat Ergin’e verilen bir mesaj da var.

Fedai, ErtuÄŸrul Özkök’ü döver ve Özkök kaçar ve daha sonra da KuÅŸadası’nı n terk eder. Farkında olmadığı halde ErtuÄŸrul Özkök’ün stratejileri bu andan itibaren deÄŸiÅŸecektir.

Gücün karşısında direnememiÅŸ ve kaçmıştır. Bundan sonraki stratejisi “Kaçmamak için kovalamak” haline dönüÅŸecek ve bu stratejiyi en rahat uygulayabileceÄŸi alan olan gazeteciliÄŸe geçiÅŸi haber kovalamak için yapacak ve bu strateji ise onun iyi bir gazeteci olmasını saÄŸlayacaktır. Ve öyle de olmuÅŸtur.

Kendisini döven fedai patronun adamıdır. Böyle güçlü olmak yerine güçle iÅŸbirliÄŸi yapmak onun gazetecilikteki baÅŸarısına katkılarda bulunacak ve hem devlet ve hem çalıştığı kurumdaki üstündeki yönetici ve patronlarla iyi geçinmesini saÄŸlayacağı için kariyerinin düÅŸündüÄŸünden daha parlak olmasını saÄŸlayacaktır. Ve öyle de olmuÅŸtur.

Sonuçlardan bir diÄŸeri ÅŸu olacaktır. Özkök’ün dayak yemesi beklenmedik bir olaydır. Bu noktadan itibaren Özkök beklenmedik hiçbir olay yaÅŸamak istemeyecek ve herhangi bir durumu yaÅŸamadan önce beklenmedik bütün sonuçları zihinsel olarak gözden geçirecek ve bu sonuçları beklenir hale getirmeye çalışacaktır. Bu da Özkök’ün gazeteciliÄŸine olumlu etki yapacaktır. Sebebinin ne olduÄŸunu düÅŸünüldüÄŸünde haber kaynakları ile iç içe olması olabilecek olayları önceden tahmin etme ve yorumlama yapabilmeyi saÄŸlayacak, mikro ve makro bazda beklenmedik olayları beklenir hale getirmeye devam edecektir. Ve öyle de olmuÅŸtur.

HiyerarÅŸik olarak baÅŸlayan yükselme ile birlikte “beklenmediÄŸi beklenir” hale getirme süreci, gücü doÄŸrultusunda “geleceÄŸi ÅŸekillendirme” süreci olarak yeniden yapılanacak, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak bunu yapabildiÄŸi de gözlenecektir. Ve Öyle de olmuÅŸtur.

BulunduÄŸu konumdaki gücü kullanmak istemeyen ancak çok acı çektiÄŸi durumlarda ve sınırlı olarak gücünü kullanabilen Özkök, örnek vermek gerekirse iÅŸten bir kiÅŸiyi haklı olarak attığında bile acı çekecek ve hüzünlenecektir.

Yazılarının bize yakın gelmesi ise kendisi ile konuÅŸur gibi yazmasındandır. Sorgulamaları yapan tarafı KuÅŸadası’nda bıraktığı taraf, cevapları veren ise yukarıda anlatılan sonuçlara uygun davranan tarafıdır. Yazılarına soru ile baÅŸlaması da aynı nedendendir. Yazılarında bile beklenmedik sonuçların  ortaya çıkmasını engelleyebilmek için, önce kendisi cevabını bildiÄŸi bir soruyu ortaya atmakta ve bildiÄŸi bu sorulara kendisi için beklenir ama baÅŸkaları için “beklenmedik” olan cevaplar vermektedir.

Bütün bunlara raÄŸmen Mahler dinlemesinin nedeni KuÅŸadası’nda dansözle sohbet eden ErtuÄŸrul Özkök’ü orada bırakmış olmasıdır.  Ayrışma diyebileceÄŸimiz bu süreç Özkök’ün çok baÅŸarılı olmasını saÄŸlamışsa da mutlu olmasını saÄŸlayamamıştır. O tarafını bugüne kadar kimseye ve kendisine bile göstermemiÅŸ, sadece hüzünlü aryaları dinleme sırasında dökülen gözyaÅŸları ile ortaya çıkar gibi olacaktır.

İçindeki müzikleri kendisinin seçtiÄŸi ve Kenan Işık’ın yazdığı yazıları okuduÄŸu CD’yi alıp ben de dinleyeceÄŸim, farkında olmadan yaÅŸadığı hüznün büyüklüÄŸünü kavrayabilmek ve bende de benzer bir durum var mı? ÖÄŸrenebilmek  için. Tabii size de tavsiye ederim.

Cengiz Eren 31 Aralık 2007 Kozyatağı

http://www.erenlp.com

 
 
 
 

Üyelik Girişi



E-posta Listesi

Seminerlerden ve yeniliklerden haberdar olmak için lütfen formu doldurunuz.