Ana Menü
ANA SAYFA ve linkler
Zihinsel Detoks
Kişisel NLP Semineri
NLP for Top Managers
NLP ile Satış Teknikleri
NLP Değişim ve İletişim
Seminerler
Referanslar
Yazılar & Yorumlar
NLP Blog
İLETİŞİM
www.erenlp.com
Sudoku
RESİMLER
Syndicate
Sections
Most favoured

 
2008 Avrupa Şampiyonası ve Milli Takım PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 19
Kötüİyi 
Yazılar
Yazar Cengiz Eren   
Cuma, 27 Haziran 2008

Ben de sizinle gurur duyuyorumBaşlangıçta söylenebilecek temel noktalar şunlar. Türk insanı çok zengin kaynaklara sahip. Bu kaynakları çok uzun yıllardır hatta yüzyıllardır kullanamıyor, birçok nedenden dolayı. Böyle olduğu için yaşamamamız gereken bir çok sorunu yaşamak durumunda kalıyoruz.  Hem de her içerikte.


Bir başka konu ise bir şeye mucize diyebilmek için olmaması gereken bir şeyin tesadüfi olarak olmasından veya elde edilmesinden sonra bu ifade kullanılabilir. Örnek olarak olasılıklar içinde Milli piyango’dan büyük ikramiye kazanmak mümkündür ama çok az bir olasılıktan dolayı “mucize” olarak adlandırılabilir.

Yukarıdaki noktalara gözönüne alındığında Türk Milli takımının başarısının mucize olarak nitelendirilmesi, futbolculara ve teknik kadroya bir hakaret niteliği taşımakta mıdır? Üzerinde dikkatli olarak düşünmek gerekiyor. Hele bunu takımın teknik direktörü söylüyorsa bu durum biraz daha vahim demektir.

Elde edilen sonuç tabii ki çok önemli. Ancak bu sonucu bekleyemeyen insanlar bunu mucize olarak nitelendirilebilir. Biraz daha dikkatli olarak incelendiğinde Milli takım ilk maçta çok kötü oynadı. "Portekiz gibi bir takımla oynuyorsanız işiniz zor" diyen teknik direktör, Portekiz takımını da bir anlamda övüyordu. Grup maçlarının ikincisi ve üçüncüsünde Milli Takım, maçların son bölümleri hariç yine iyi oynamadı.

Çeyrek final maçında da aynı şekilde maçın son birkaç dakikası iyi oynadı ve maçı kazandı. Yarı final maçında ise gerçekten eksiklerine ve yedeklerine rağmen çok iyi oynayan Milli takım vardı. Ancak iyi oynadılar ve  son maçta yenildiler. Garip bir durum maç genelinde kötü oynayıp yenmek ve iyi oynayıp yenilmek.

Yukarıdaki yazılanları dikkatli olarak inceleyecek olursak. Milli takımın iyi oynadığı anlarda ortak bir nokta var. O da Fatih Terim’in maç ve oyuncular üzerindeki kontrolunun olmadığı anlarda Milli Takım iyi oynuyor. Son maçta ise sakatların ve cezalarının fazlalığından dolayı harekte imkanı kalmayan Fatih Terim’in maç üzerinde hiçbir kontrolu kalmamıştı. Zaten sakat olamayanlar garanti olarak oynayacak ve maç içinde de değiştirilebilecek oyuncu da çok fazala olamayacaktı. Bir tekevizyon programında Arda" O gürültüde Fatih Terim'in sesini duyuyor musunuz?" sorusuna, "İsterseniz duymayın" yanıtını vermesi, yukarıda anlatılanlara dair güzel bir örnek.

Bu yüzden son maçta Milli takım oynayabileceği oyunu oynadı. Ancak geçmişteki tecrübelerin etkisinde olan Rüştü ve maça hep sonradan giren Semih’in pas vermek yerine kaleye attığı son dakikalardaki şut yenilmemeizi sağladı.

Milli Takım final oynayabilir miydi? Tabii ki oynayabilirdi. Gruptan çıkmamızın büyük başarı olarak algılanması ve çeyrek final maçında attığımı son dakika golü dolayısı ile ortaya çıkan başarı fazla önemsenmiş, Sevilla’yı eleyen ve Chelsea’yı Istanbulda yenen Fenerbahçe’nin durumuna düşülmüştü. Bu galibiyetler çok fazla önemsendiği için Fenerbahçe İngiltere’de Chelsea’nin kendisinden ne kadar korktuğunu farketmemiş, kaybetmemek için çıktığı maçta kaybetmişti.

Halbuki bu turnuvanın ortak özelliği ve her içerikte kaybetmemek için maça çıkanların hepsinin maçları kaybettiği idi. Playstation’da oynanan bilgisayar oyunu tadında oynanan futbol, hareket zamanlarının çok kısalmasını sağlamış ve maçları dijital hale getirmiştir. Mili saniye farklarla yapılan veya yapılamaya vuruşlar ya gol olmamış ya da rakip oyuncular tarafından engellenmişti.

Sonuç olarak Almanya ve İspanya final maçını oynayacak bu yazının yazıldığı günlerden sonra. İstatistik olarak Almanya’ya karşı üstün olmamıza rağmen maçı kazanamamız ve finalde olamamamız üzücü.

Acı çektiğimiz zaman performansımız artıyor. Bu anlamda Milli Takım Türk insanımızı aynen yansıtıyor. Yumurta kapıya gelmeden birşeyler yapamıyoruz grup ve çeyrek final maçlarında olduğu gibi.  Kaybedebileceğimizi düşündüğümüz maçlarda elde edilen başarı ve kazanabileceğimiz maçta elde ettiğimiz başarısız sonuç aza Razı olmamız konusunda önemli örneklerden biri sayılabilir.

Sorgulanması gereken bir başka nokta ise Dünya şampiyonası seçmelerinde İsviçre’de yenildiğimiz İsviçre Milli Takımını kendi ülkelerinde yenmiş olmamız Dünya şampiyonası gidemememiz sonucu ortaya çıkarmıştı. Ekonomik olarak dünya şampiyonasına gidememiş oolmamızın çıkardığı kaybı şimdi daha doğru olarak hesplayabiliriz. Bu dönemde sponsorlar ve reklam gelirleri hesaplandığında ekonomiye önemli bir kazançta sağlanmış olduğu görülür.

Kişisel olarak şu söylenebilir. Hayatınızda kriz anlarında performansınız artıyorsa farkında olmadığınız sorunlar kaynaklarınızı kullanmanızı ve yaratıcılığınızı kullanmanızı engelliyor sonucuna varılabilir.

İyi oynadığınız halde kötü sonuç alıyorsanız aza “razı” oluyorsunuz demektir.

Son söz ise futbolcular teknik direktörlerin uzaktan kumanda ettiği otomatlar değildir. Milli takım oyuncularımız “özgür bırakıldığımızda çok iyi futbol oynayabiliriz ama bizi yönetenlerin istedikleri sonuçları almayız” mesajını vererek, galip geldiklerindeelde edecekleri primleri bile önemsemediklerini göstermişler, çok önemli bir tavrı ortaya koymuşlardır.  Ancak kendileri de bunu yaptıklarının farkında değilllerdir ancak bilerek yapmış olsalar gerektir.

Zira bu sevyede her futbol maçı, hem futbolcuıların, hem teknik direktörün ve hem de maçıseyredenlerin hayatlarını sorguladıkları ve sonuçlarını da gösterdikleri bir durum yaratacaktır ve yaratmıştır da. Atılan silahlar geçmişte gösterilemeyen tepkilerin ne şekilde gösterildiğini göstermektedir.

Oyuncularımızın her birini tebrik ediyor ve son maçta oynayanların gösterdikleri tavrın çok değerli olduğunu sizin de farketmenizi istiyorum.

Cengiz Eren 
NLP Uzmanı ve Eğitmeni
http://www.erenlp.com http://www.cengizeren.info


Favori olarak ekle (51) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın

  Yorumlar (4)
RSS yorumları
 1 inanç ve lider
Yazan samsun, 27-06-2008 13:33
teknik direktörsüz daha başarılı mı olacaız.spor otoriteleri terim in taktiğini överken teknik yönetimi ve bütün yönetimleri red mi edelim? 
Yönetim mühimdir ama unutmamamlı ki teknik yönetim futbolcuların onu yönetim olarak kabul etmesi ile olur. Aynı milletin bir lideri lider olarak kabul etmesi gibi. Çünkü Lideri lider yapan onu meydana getiren masanın bacaklarıdır ve bunun çimentosu başarıya olan iman ve inançtır. 
Terim'e oyuncuları inanmıyorsa zaten başarı olamaz, Eğer inanıyor ve saygı duyuyorlarsa ve iyi bit motivasyon ve iman, inanç ile hareket ediyorlarsa o zaman başarı olabilir. 
Mustafa Kemal de tek başına bir lider değildir ki ardında milletin inancı ve imanı Cumhuriyetin enerjisi olmuştur. Cumhuriyet M. Kemal ve inönü den sonra lider ve motivasyon bozgununa uğradığı için enerjisi azalmıştır. Benzer şeyler bir çok şeye uygulanır. (Evet, bakış açısı yazının tespitlerine saygı duyuyoruz ve Lacan'dan, Wittgenstein'a ve Habermass ın communication Drills'inden beslenen bir çok kuramsal yorum ve değerlendirme yapılabilir ancak unutmamalı ki, Baudrilliard'ın simulkar kavramı bütün kavram ve düşüncelere yeni bir perspektif kazandırır.) 
 
Cengiz Eren'in Notu: Güçlü teknik direktörlerin, zaten sınırları fazla olan futbolda ilave baskılar yarattığını ve bu baskıların o içerikteki yaratıcılık süreçlerini engellediğini ifade etmek yanlış olmayacaktır. 
Galatasaray'ın teknik direktör olmadan şampiyonluğu ve güçlü başkan güçlü antrenör örneğinde Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kaybetmesi de iki farklı örnek olarak gösterilebilir. 
 
Lider yön çizer ve ouncular bunu kendilerini iyi hssederek gerçekleştirir. Yoksa sadece baskı altında olmadıkları anda kaynaklarını kullanabilirler ki oynanan maçlarda bu zamanlar az ve kısıtlıdır. 
 
Lider ise kendine güvenen, ekibindeki kişilerin kaynaklarını ortaya çıkaran ve geliştirmelerini sağlayan ve ekibine yön gösteren bir yapıda olmalıdır. Takımındaki oyuncular penaltı atarken oyuncusuna güvenmediğinin bir işareti olan kaleye sırt dönme ise liderin yaşadığı korkular açısından hem ilgin ve hem de güvensizliği diğer futbolculara yayan bir göstergedir. Ekibine güvenen hiçbir lider bunu yapmaz ve hele dünya basın ve televizyonlarının önünde hiç yapmamalıdır.
 2 GURUR kötüdür...
Yazan BİLİM DEVİNGİN, 27-06-2008 16:12
Türkçemizi bu denli kötü kullanmamıştık. Artık durum iyice 
kötüleşti GURUR sözcüğünü, kendini büyük görmek, bencillik, 
kendini kasmak, büyüklenmek gibi manalara gelir. Aslında söylenmesi gereken KIVANÇ duymak olmalıydı. 
 
Daha kendi dilini konuşurken yanlış yapanların futbol oyunundan ne çıkabilir ki? 
 
FARKINDALIK / FARKINDALIK / FARKINDALIK 
 

 3 TÜRKÇE'mizi bilmezken
Yazan Bilim Devingin, 27-06-2008 16:09
Biz daha TÜRKÇE'mizi bilmezken 
futbolu güzel oynasak ne olacak? 
 
GURUR sözcüğünün manası pek hoş dedğildir. Kendini büyük görmek,bencillik göstermek, babalanmak, büyüklenmek olan bu sözcüğün yerine aslında KIVANÇ sözcüğü kullanılmalıydı. Çoğumuz bu durumun farkında dahi değiliz... 
 
Saygılarımla,
 4 Kibir Hepsinden Kötüdür
Yazan Erkan Bayazıtlı, 01-07-2008 13:42
Dünyadaki bütün insanlığın kaçınması gereken en zararlı duygu kibir'dir. Kibir insanı yer bitirir ve yok eder. Yukarıdaki yazı için yorum yapmaya gelince eline, yüreğine kalemine sağlık Cengiz EREN. 
Saygılarımla. 
Erkan Bayazıtlı

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >


Üyelik Girişi





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Anket
Hayatımdaki yavaşlama ve korkular .............. sonrasında başladı.
 
Son Yorumlar
Yeni Bir Kavram Zihinsel Detok...
zihinsel detoks iyide...
iyi birşey olduğu kesin benim sorum ise şu zihinsel detoks i...
11/11/08 14:35 Devamı...
tarafından badem

Zihinsel Detoks Programı
bu programa katılamayan icin yaralanabileceğimiz kitap cd v...
11/11/08 14:30 Devamı...
tarafından filiz

Psikoloji Mühendisliği ve Zihi...
Yazınıza Yorum
Dünyadaki herşey bir matematik denklemi üzerine kurulu diye ...
03/11/08 20:27 Devamı...
tarafından Nejla Uçak

Sindirella veya Sindirilmiş Ço...
Sindirilmek ve sindirmek
Makalenizi okuyunca, kendimdeki bazı davranışların "arızalar...
23/10/08 09:06 Devamı...
tarafından Nadide Türk

Sindirella veya Sindirilmiş Ço...
göreCEli kavramlar
sayın eren, ilginç bakış açınızla renklendirdiğiniz yazınız...
12/10/08 21:09 Devamı...
tarafından Gönül Dostları Bşk. Yrd. Gönen

Sitedekiler
NLP Braingineering
Bayar Cad. Gül Bahar Sok.
Demirkaya Apt. D 1 Kozyatagı
Istanbul Turkey


Telefon (0216 464 1727
Fax (0216 410 3563)
Email ce@cengizeren.info

© Copyright Cengiz Eren & NLP Braingineering cengizeren.info Bütün hakları saklıdır..