| Midnigth İn Paris Pariste Gece Yarısı Woody Allen Filmi |
|
|
|
| FİLM YORUMLARI - Film Yorumları | |
| Yazar Cengiz Eren | |
| Cumartesi, 22 Ekim 2011 23:24 | |
|
 Woody Allen filmi. Woody Allen'in bugüne kadar çevirdiği filmlerden farklı ve kendisi oynamıyor. Ancak kendisi gibi hızlı konuşan, biraz da saf görünüşlü bir yazar filmin kahramanı. Zengin bir ailenin kızı ile nişanlı ama onların maddi değerlere tutkularından, lüks restoranlardaki yenen yemeklerdeki paylaşımsızlıklarından sıkılmış durumda. Çevresinde bulunan birkaç bilmiş kişiden de aynı şekilde sıkılmış, yazarımız.
Film. turistik.  Paris'in güzelliklerini sergiliyor olması ona bu özelliÄŸi kazandırıyor. Paris'e gidemeyen Amerikall'lar için olsa gerek.. YaÄŸmur altında Paris, güneÅŸli havada Paris ve çok sayıda geçmiÅŸten bugüne taşınan imparatorluk binaları, Versailles Sarayı, Louvre Müzesinin piramidini de görüyoruz.  Bir gece, eski bir araba durup kendisini aldığı zaman, zaman deÄŸiÅŸiyor kendisi için. Çok sayıda ünlü ile ile karşılaÅŸmaya baÅŸlıyor, T:S. Elliot, Hemingway, Picasso, Dali ve çok daha baÅŸkaları ve Mariana. YaÅŸadıkları kendisine mucize gibi geliyor ve geçmiÅŸte göremediÄŸi yazarlarla konuÅŸmak onu heyecanlandırıyor ve ÅŸaşırtıyor.  Buna niÅŸanlısını da dahil etmek istese de, niÅŸanlısını beklemedÄŸi için katılamıyor bu duruma. Gerçek aslında çamaşırhanenin önünde durduÄŸunda kendisine görünüyor ama farkına varamıyor, varmak da istemiyor. Oyun devam ediyor, film de..  Kendisi gibi olmaktan kaçan ve baÅŸkası gibi olmaya çalışan insanların, baÅŸkalarının hayatlarını yaÅŸamaya çalışmasına güzel bir örnek, filmin sonraki sahneleri: Kıyafetleri ile baÅŸkalarını yaşıyorlar, duyguları ile baÅŸkalarını yaşıyorlar, davranışları ile hatta intiharları ile baÅŸkalarını yaşıyorlar. YaÅŸadıkları ise yazarlar, sanatçılar, ressamlar ve çok sayıda tanınmış ve geçmiÅŸte kalan insanlar.  Bunları yaşıyor olmak kendilerine tabii ki yetmiyor, kıyafet balolarında gece insanların çekildiÄŸi, gerçeÄŸin daha kolay manipüle edildiÄŸi, saatin gece yarısını vurduÄŸu anlardan sonra yaÅŸanacaktır bu deÄŸiÅŸim ya da metamorfoz. Zira ÅŸehir yaÅŸantısının hızından sıkılan insanlar, tıpkı Kübrick filminde maskelerini giyen insanlar gibi, kendi kiÅŸiliklerinden çıkıp farklı kiÅŸiliklere bürünmeye baÅŸlıyorlar.   Ancak deniz yıldızı hikayesinde "burada milyonlarca deniz yıldızı var ne farkeder ki" sorusunu soran bir adama ihtiyaçları olacaktır. Zira bu adam olmasa soru olmayacak ve bir deniz yıldızını atan adamın," bak onun için çok ÅŸey farketti" cevabını biz hiç öğrenemeyeceÄŸiz. Soru yoksa cevapta olmayacaktır. Bu yüzden birine ihtiyaçları var ve buna inanacak birisini hep bulmaya çalışacaklar ve bulacaklardır. NiÅŸanlı, saf ve temiz yazarımız de tam ihtiyaç duyulan ölçülerdedir ve buna inanır. O zaman oynanan bu oyun hem seyircinin gözünde ve hem de rol yapanların gözünde gerçeklik kazanacaktır. Kendilerini Hemingway T.S. Elliot, Dali, Picasso gibi hissedeceklerdir, gerçekten.  Hayatın hızından ve ritminden sıkılan insanların önce 1930'lardaki yaÅŸantıya duydukları özlem ve balolar.. Bazılarına 1930'lar bile  hızlı geldiÄŸi için oradan 1920'lere doÄŸru hareket etme ihtiyacı doÄŸacaktır. Kitapta yazılı olanları yaÅŸama isteÄŸi, "bir roman olsam" ÅŸarkısı ile aynı duyguları paylaÅŸmak demektir. Sonunda beklenmedik bir ÅŸey olur ve Paris'in büyüsüne kapılan yazarımız Cole Porter müzikli bir seçimi yapacaktır.  Gerçeklerden kaçmak isteÄŸi zaman zaman herkesin hissettiÄŸi bir duygu olsa gerek. Özellikle kiÅŸide ayrışma ÅŸiddetlenmiÅŸse, yaÅŸadıklarından mutlu deÄŸilse ve daha sonra da mutlu olamayacağından eminse, geçmiÅŸi arayışa girmesi doÄŸal sayılmalıdır. Böyle bir durum ayrışmayı arttırır ve gerçekleri görmeyi gözardı eder. Tıpkı çocukluÄŸunda hayali arkadaÅŸları olan çocukların hissettikleri gibi. Sadece hayali arkadaÅŸlıklar deÄŸil, hayali futbol takımı, hayali tiyatrolar, hayali sinemaların kurulduÄŸu hissedilen derin yalnızlıktan kurtulmanın bir yolu sayılabilir. Ama yalnızlık temel de hep olacaktır.  Zaten kıyafet balolarında, gece hayatında, milongalarda ve bazan hayatın kendisinde, kiÅŸilerin kendi istedikleri ama olamadıkları rolleri ve yaÅŸanmamışlıkları yaÅŸaması da filmi doÄŸrulamıyor mu? Gerçek hayatta karar veremeyen kiÅŸi, dans ederken müziÄŸin ritmine uygun olarak kendini karar verir hissettiÄŸi için dans etmeye devam etmeye çalışıyorsa, ya da tenis oynarken kendisini Federer zanneden kiÅŸiler de yok deÄŸil midir? Kıyafet balolarında giydiÄŸi giysilerin kendisinden istediÄŸi davranışları sergileyenler. Sigara içmedikleri halde smokin giydikleri için püro içenler. Ve daha çok baÅŸka örnekler. Kendisinden kaçan, kendisi gibi olmaktan hoÅŸnut olmayan, aÅŸkı bilmediÄŸi halde barda karşılaÅŸtığı kiÅŸiye aÅŸkını anlatan, facebook yanda msn'de duygusal kekemelikten dolayı eÅŸine ya da sevgilisine söyleyemediÄŸi cümleleri yeni tanıdıkları kiÅŸilere kolaylıkla söyleyenler. Anlatılamayanların, söylenemeyenlerin bir baÅŸka yapı içine girerek söylenmesi.  Bu filmde dikkatimi çeken bir nokta ise Yazarın Picasso hakkında Louvre müzesinde anlattıkları oldu. YaÅŸadıklarına inandığı için orada anlatıların hepsini tam da "instant learning" kavramına uygun olarak hem öğrenmiÅŸ ve hem de anlatır hale gelmesi ilginçti. Gelecekte belki de bazı dersler sanal veya gerçeklik olarak, sanki yazar tarafından anlatılıyormuÅŸ gibi öğrencilere aktarılabilirse, o zamanın ortamı içinde aktarılanlar öğrenme sürecini çok hızlandırabilir. Sınıftaki dekor deÄŸiÅŸiyor ve içeriye Hemingway giriyor ve yazdıklarının ne anlama geldiÄŸini, hangi romanda nasıl duygular hissettiÄŸini anlatıyor olsa, öğrenciler daha kolay öğrenebilirler, belki de. Müfredat tamamen deÄŸiÅŸir ve eÄŸitim süresi çok kısalabilir. Özellikle sanat ve edebiyat dersleri bu ÅŸekilde görülebilirse ilginç olabilir. Fizik, Kimya ve Matematik'te de aynı ÅŸekilde formülleri ve kanunları bulanlar, bu sonuçlara nasıl ulaÅŸtıklarını o zamanın dekoru içinde anlatsalar öğrenme hızı kolaylıkla artabilir. ÇoÄŸu dahinin söylediÄŸi gibi "aslında biz hiçbir ÅŸey bulmadık, o orada duruyordu, biz ortaya çıkarttık" dedikleri gibi. Bir filmin düşündürttükleri yukarıda yazdıklarım. Sizin ilaveleriniz yorumlarda görünebilir. Â
|
|
| Salı, 08 Kasım 2011 20:17 tarihinde güncellendi |









Paris'te Gece Yarısı, farklı bir Woody Allen Filmi olmuş. Avrupa ortak yapımı bir film. Paris, Picasso, Dali, Hemingway ve daha bir çok karakteri görüyoruz, filmde. Akıcı bir anlatımı ve güzel kareler var. Cole Porter müziği ile başlayan film, yine Cole Porter'li bir sona ulaşıyor. İnananlar inanıyor, inanmayanlar inanmıyor. Ama hayal ve gerçeğin karıştığı noktalar var. Şehrin hızlı yaşamından kaçan insanlar, külkedisinin tam aksine gece 12.00 çanı çaldıktan sonra ortaya çıkıyor ve rollerini oynamaya başlıyorlar.


