| Son Ders Film Yorumu |
|
|
|
| Yazar Cengiz Eren | |
| Cuma, 08 Åžubat 2008 18:52 | |
UÄŸur YaÄŸcıoÄŸlu'nun yazıp Iraz OkumuÅŸ ile birlikte yönettiÄŸi Son Ders Filmi'nin yorumunu Devamını Oku linkini tıklayarak okuyabilirsiniz. Son Ders filmi hayatımızdan bir parçayı ve bir dönemi bize anlatıyor. UÄŸur YaÄŸcıoÄŸlu'nun cesaret isteyen bu kararına ve bu kararını uygulamasına katılan kiÅŸileri de tebrik etmek gerekiyor. Daha önce tiyartro sahneye koyarak baÅŸarı kazanan yönetmen baÅŸarılarını kaynaklarını kullandığı ölçüde arttırmaya devam edecek gibi.Son Ders Film Yorumu
Yolun nerede baÅŸladığı ve nerede keÅŸiseceÄŸi ve nerede biteceÄŸi hiç bilinmez,
Söylenmeyenin aslında kiÅŸiyi nasıl etkilediÄŸi, hayatın yapılamayanlar yapmaya çalışmak olduÄŸunu, anlatmaya çalışan son ders filmi dersten ders alınmaması gerektiÄŸi konusundaki mesajı da bize iletmektedir. 3 Gencin idam edilmesinin, 1960 devriminde idam edilen 3 kiÅŸinin intikamı olduÄŸunu anlatan yorum da ilginçtir. Böyle midir, deÄŸil midir? Bunun üzerinde oldukça uzun düÅŸünmek gerekecektir. Said’i Nursi ile yakın iliÅŸki kuran o dönemin politikacılarının Said’i Nursi’nın ölümünden sonra idam edilmeleri bana da ilginç gelmektedir Yazmanın önemini anlatan bir filmdir ayrıca Son Ders, Ferhan Åžensoy’un yaptıklarını ama daha çok yapamadıklarını kaydettiÄŸi defter hayatının bir aynası gibidir, aynı zamanda. Böyle bir günlüÄŸü okumak baÅŸkalarında çok ÅŸeyi deÄŸiÅŸtirebilecektir. Bu notlar kitap olarak yazılıp filmle birlikte yayınlansaydı, çok yaratıcı bir uygulama olabilirdi. İdeolojiler, mücadeleler ve kaçışlar herkesin hayatında olabilir. Son Ders filmi bu anlamda iki paralel hikayeyi anlatırken, çok boyutlu sorgulamaları da kiÅŸinin kendi hayatı içeriÄŸinde yaptırıyor. Hangisi doÄŸru tabii ki, bunu senaryo yazarı da dahil, kimse bilmiyor, öÄŸrenmek için sadece yaÅŸamak ve görmek gerekiyor. Yeni dünya düzenindeki eÄŸitim sisteminin sorgulandığı, ideolojilerin ise yargılandığı, içinde yaÅŸanmamış bir aÅŸkın hüzünlü öyküsünün yeraldığı filmde rol Ferhan Åžensoy’a çok yakışmış ve çok da güzel oynuyor. Sanki uzun yıllardır farkında olmadan yaÅŸadığı tükenmiÅŸliÄŸi bütün filme baÅŸrol oyuncusu olarak yansıtıyor. SöylenmemiÅŸ bir cümleyi söyleyemeye çalışmak ama söyleyemez durumda olduÄŸunu fark ettiÄŸi anda hissettiÄŸi çöküÅŸ, gerçekten tıpkı hayatta yaÅŸayabileceÄŸi gibi. Kendisi de bunun bu ÅŸekilde olduÄŸunu ifade ediyor. Yalnızlığın bir çok seviyede yaÅŸandığını gösteren film, gülmeyi bekleyen insanların gülüÅŸlerini boÄŸazlarına tıkayarak devam ediyor, giderek ağırlaÅŸan mesajları verirken. Ve filmin sonunda darbeyi oldukça sert vuruyor senaryo yazarı. Bu anlamda Man on the Moon filminde gördüÄŸüm duygusal durum ortaya çıkıyor. Hababam Sınıfı beklerken yoÄŸun sorgulama mesajları ile karşılaÅŸmak umarım filmin giÅŸesine etki etmez. Filmde Secret ile ilgili bir replik de var. Bu replikte Secret kitabında söylenenlerin doÄŸru olup olmadığı hoca da bir cevap veriyor. Ama bu cevap ÅŸu ÅŸekilde olsaydı “ArkadaÅŸlar Secret’te olan sır aslında ÅŸu, kelime deki CR harfleri arasına T harfini ifade ederek okumanız”. Bu tahtaya ya da yazılabilirdi. Okunan kelime gerçekten Secret kitabı için en kısa ama öz yorumu seyircilere iletecekti. Zaten istemediÄŸimiz bir konuya “SECTRET” diyebiliyorsak istediklerimize ulaÅŸmak çok kolay hale gelecektir. ÖÄŸrencilerin hayata bakışı, hayatı yaÅŸama biçimleri ve çeÅŸitliliÄŸi, medya ve televizyon tarafından özendirilen yaÅŸam biçimleri bazen hafif bazen ağır tarzda eleÅŸtiriliyor. ÖÄŸrencilerin yaÅŸadıkları hayatlardaki farklılıkları da gösteren filmde, yorumlar seyirciye bırakılmaya çalışılmış. Biten baÅŸlayan aÅŸklar, espriler, kahkahalar gözyaÅŸları filmin yarattığı karışık duygular. Ferhan Åžensoy kendisini oynadığı için gerçekten baÅŸarılı, ancak filmde Kaan UrgancıoÄŸlu’nun performansı çok baÅŸarılı, filmi sürükleyen çok önemli bir figür. Yeni bir yıldızın doÄŸuÅŸunun habercisi. Olup olmamak ise onun kararlarına kalmış durumda. Durul Bazan ise kendine verilen orta oyunundaki Kavuklu rolünü çok güzel gerçekleÅŸtirmiÅŸ. Bu arada Pınar AltuÄŸ’u da kokteylde görmek ilginçti. BaÄŸlantı ortaya çıktığında daha da ilginç gelecektir. Çocuklar Duymasın dizisinden Birol Güven’in ne olduÄŸu belli olmayan Sick Man’i (hasta adam) kullanarak kovduÄŸu Pınar AltuÄŸ’un aldığı büyük rövanÅŸ sayılabilir, bu kokteylde olması. Birol Güven artık yoktur ve tükenmiÅŸtir. Pınar AltuÄŸ kendi hayatını yaÅŸayabildiÄŸi gibi ve daha önce Birol Güven’le birlikte çalışan kiÅŸi ise Son Ders filmini hem yazıp yönetmiÅŸtir ve Pınar ve YaÄŸmur ile baÅŸarılarını paylaÅŸmaktadır. Bu bölümden çıkarılacak ders ise Çocuklar Duymasın çok önemsendiÄŸinde, önemseyen kiÅŸiyi hiç kimse duymauacaktır ve duymamaktadır artık. Birkaç sekansta önemsiz kopukluk yaÅŸanan Son Ders filminin dikkatli olarak seyredilmesi yararlı olacaktır. ÖÄŸrenciler kendi hayatlarını filmde bulurken, orta yaÅŸ grubu geçmiÅŸlerini yeniden sorgulayarak sonuçlara varabilirler. Güçlü bir kadro, iyi bir senaryo, tarafsız ve yorumsuz aktarım filmi güzel hale getiriyor. Fakat en önemlisi böyle bir projeye baÅŸlamaya cesaret edebilmek. Yönetmeni ve senaristi bu açıdan da tebrik etmek gerekiyor.Böyle filmlerin giÅŸe yapması Türk Sinemasında son dönemde ortaya çıkan geliÅŸmeyi hızlandıracaktır. Filmi gala gösteriminde izlememi saÄŸlayan kiÅŸilere de teÅŸekkür ediyorum ve kolay gelsin diyorum.
Cengiz Eren 08.02.2007 Kozyatağı
|









UÄŸur YaÄŸcıoÄŸlu'nun yazıp Iraz OkumuÅŸ ile birlikte yönettiÄŸi Son Ders Filmi'nin yorumunu Devamını Oku linkini tıklayarak okuyabilirsiniz. Son Ders filmi hayatımızdan bir parçayı ve bir dönemi bize anlatıyor. UÄŸur YaÄŸcıoÄŸlu'nun cesaret isteyen bu kararına ve bu kararını uygulamasına katılan kiÅŸileri de tebrik etmek gerekiyor. Daha önce tiyartro sahneye koyarak baÅŸarı kazanan yönetmen baÅŸarılarını kaynaklarını kullandığı ölçüde arttırmaya devam edecek gibi.


