|
Yazar Cengiz Eren
|
|
Çarşamba, 21 Mayıs 2008 02:13 |
|
Dünya sürekli sarsılıyor yeni yeni olaylarla. Batı dünyası Mortgage, finans ve petrol krizi uÄŸraşırken, doÄŸudan iki önemli olay gözlerin baÅŸka bir noktaya çevrilmesini saÄŸladı. Burma'da çok sayıda kiÅŸinin ölmesine neden olan kasırga ve Çin'deki 7,9 büyüklüÄŸündeki deprem. Bu olayların bize anlatmak istediÄŸi birÅŸey var mı? Yoksa bunlar sıradan olaylar mı?
Hepimizin bildiÄŸi birÅŸey var. DoÄŸal olaylar karşısında yetersiz olduÄŸumuz. Sel'e yaÄŸmura, yangına, depreme, yanardağın püskürmelerine karşı yetersiziz. Ancak bütün bunlarda zekamız, duyu organlarımızı farklı kullanmamız ile kurtulabiliyoruz. Anack yerleÅŸik hale geldikten sonra yer deÄŸiÅŸimi de diÄŸer içeriklerdeki deÄŸiÅŸim gibi zorlaşıyor ve yer deÄŸiÅŸtiremiyoruz.
Depremden önce kurbaÄŸalar ve kelebeklerin deprem bölgelerini önceden terkettiÄŸi söylendi. Onların algıladıklarını bizler de algılayıp, olacak tehlikelerden kendimizi koruyabilir miyiz?
Dikkatle bakıldığında Myanmar ya da Burma'daki kasırga çok sayıda insanın ölmesine raÄŸmen ülkemiz okyanuzlara açık olmadığı için böyle kasırgaların olabileceÄŸi pek de düÅŸünülmedi. Daha önce kırallıkla sonrasında askeri yönetimle yonetilen ülkenin için de bulunduÄŸu durum tabii ki çok üzücü. Tavanı saçlarla kaplanmış ahÅŸap tek katlı derme çatma yapılar ekonomik durum hakkında bilgi vermeye yetiyor. Çaresizlik içinde yer alan bu insanlara "ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz" deseniz ne olur, demeseniz ne olur. Uzun yıllardır askeri rejim altında pasifleÅŸmiÅŸ insanlar artık harekete düÅŸünemeyecek durumda.
Çin'deki depremin etkileri daha fazla idi ülkemizde. Beklenen ve beklenmeye devam edilen Marmara depremi konusunda uzmanların görüÅŸlerini Çin Depremiışığı altında sorgulamaya devam ediyoruz. Bu arada deprem sayesinde Çin'in ne kadar liberal görünse de komünist bir yönetimle yönetilmeye devam edildiÄŸini de yeniden öÄŸrendik. Özellikle sadece bir çocuk yapılmasına izin verilmesi ve deprem de kaybedilen çocuklar da bizi ilave olarak üzüyor.
Bizler de kaybettiklerimiz ardından ""Åžehitler ölmez, vatan bölünmez" diyerek haykırıyoruz. Åžehitler gerçekten ölüyorsa, vatan da bölünecek olabilir mi?
|