|
Fatih Terim Yunanistan maçından sonra şöyle
bir cümle söyledi. “Sırtımız yere gelmeden pes etmek yok”. Bu cümle önemsiz
gibi görünse de diğer söylemleri dikkate alındığında daha fazla önem kazanıyor. Bir ömceki söylemi ise “ İntikam almak isteyen
iki mezar kazsın”. Galatasaray Barcelona maçından önceki basın toplantısında
ise “Yenilmekten korkmuyoruz ama nefret ediyoruz” demişti.
Fatih Terim UEFA şampiyonu olana kadar
başarılıydı. Ancak Fiorentina ve Milan takımlarında yaşadığı başarısızlıktan
sonra strateji değiştirdi ve “başarısız olmamaya” çalışmaya başladı. Galatasaray’a
geldiği günden sonra bugüne kadar başarılı olamadı.
Zira başarısız olmamaya çalışanın başarısız
olması kolaylıkla gerçekleşecektir.
Ders almam ders veririm benzeri söylemler ise
Fatih Terim’in öğrenme süreçlerinin sona erdiğini ve artık her şeyi kendisinin
bildiğine inandığını da gösteriyor. “Ağlaya
ağlaya olsa da Avrupa Şampiyonasına gideceğiz” söylemi ise Fatih Terim’in
Avrupa Şampiyonasına gideceğini ancak Türk Milli Takımı’nın şampiyonada
olmayacağını da gösteren bir veri sayılabilir.
Sırtımız yere gelmeden pes etmek yok cümlesi
diğer cümlelere bakıldığında ölümüne kadar savaşacağız anlamına geliyor. Savaş
ve ülkemizi koruma konusunda doğru olan bu strateji futbol içeriğinde anlamlı
olmayacak ve hem futbola ve hem de Türk insanına zarar verecektir. Nasıl mı?
Fatih Terim başarılı bir dönemden sonra uzun
süren bir başarısızlık süreci içine girmiştir. Bu süreç Türk insanına şunu
anlatacaktır. Başarılı olursanız bile önemli değil sonunda başarısız olursanız
sizi kimse sevmez. Böylece başarılı olmak yolunda sarfedilecek çabalar anlamsız
gelecek ve Türk insanı farkında olmadan pasifleşecektir. Buna Süreyya Ayhan,
Naim Süleymanoğlu, Baykal gibi kamuoyu önünde yer alan önemli kişilerin
başarısızlıkları da ilave edildiğinde pasifleşme süreci giderek hızlanacaktır.
“Yenilmekten korkmuyoruz ama nefret ediyoruz”
cümlesinden sonra Türk futbolunda görülen şiddet katlanmış kan akmaya
başlamıştır. Bu söyleme ilave olarak “İntikam almak isteyen iki mezar kazsın”
cümlesi ise kan dökülmelerini arttıracağı gibi ölümlü sonuçları da ortaya
çıkaracaktır.
Çocuklarına Fatih Terim gibi davranacak anne
babalar, öğrencilerine Fatih Terim gibi davranacak öğretmenler, çalışanlarına Fatih Terim gibi davranacak
yöneticiler ise çekilen acının toplumun diğer katmanlarına yayılmasını da
sağlayacaktır.
Norveç maçı kazanılırsa sorun biraz daha vahim
hale gelecek acı çekmeden başarıya ulaşılmaz inancı biraz daha destekleneceği
için topluma verilecek zarar artacaktır.
Sezen Aksu şarkılarında görülen acının normal
olduğu kabul edilerek acının normalleştirilmesi süreci hızlanacaktır.
Anlaşılması gereken söylenen kelimeler ve
cümleler çok şey anlatmaktadır. Bu cümleler yukarıda görüldüğü gibi stratejik
ve kamuoyuna aktarılan cümleler ise toplumu da etkileyecek ve düşünüldüğünden
daha farklı sonuçlara yol açacaktır.
Son olarak ise şu söylenebilir. “Ben aslında
hiç değişmedim” diyen Fatih Terim kendisinin değiştiğini kabul etmemekte ve
geçmişteki Fatih Terim’i aramaktadır. Büyük bir olasılıkla farkında olmadan
değiştiği için artık geçmişteki gibi olamayacak ve Türk futbolunda bir dönem
böylece kapanacaktır. Bu anlamda Fatih Terim Viyana’dan iki kez döndükten sonra
strateji değiştiren ve yıkılma sürecine giren Osmanlı imparatorluğuna da
benzemektedir.
|