Sitedekiler

Åžu anda 9 ziyaretçi Ã§evrimiçi
Sayfa Gösterimi : 15835351
Giriş Sayfası Kishileaks Kishileaks Yatılı Olmak kavramı ve her konuda yatılı kalanlar
Yatılı Olmak kavramı ve her konuda yatılı kalanlar PDF Yazdır E-posta
(3 oy, ortalama 5 üzerinden 5.00)
KİSHİLEAKS - Kishileaks
Yazar Cengiz Eren   
Cuma, 26 AÄŸustos 2011 14:52

Yatılı Olmak kavramı ve yatılı kalanlarYatılı Olmak hem durum ve hem kavram olarak insanın hayatında farkında olmadığı deÄŸiÅŸimleri, kiÅŸinin hayatına getirmektedir.  Yatılı okulda özellikle küçük yaÅŸlarda  okumaya baÅŸlayan kiÅŸilerin hayatı bu anlamda incelenmeye deÄŸer.  Çok küçük yaÅŸlarda ilkokul veya kuran kursunda yatılı olmaya baÅŸlayan çocuk ailesinden kopacak, kendisini okuldaki arkadaÅŸlarından ve hocalarından bir parça olarak görecek ve daha sonra hiç kopmayacaktır. Daha sonra bu sistematik hayatın bütün içeriklerinde kullanılacak ve Ã§ok baÅŸarılı bir hayat yaÅŸansa bile deÄŸiÅŸim olmadan yaÅŸanmaya devam edilecektir. 

 

 

 

Yatılı okulun insan hayatında önemli bir yeri olduğunu, Deniz Seki ile ilgili olarak Ayşe Arman'a verdiğim röportajda ifade etmiştim. Özellikle çok küçük yaşlarda yatılı okula verilen çocukların hayatlarında önemli yeri olduğu bir gerçek. Yatılı okula teslim edilen çocuk ne yapar? Evinde annesi ve babası ile otururken, kendine ait bir şeyleri varken, birden bir yatağın üzerinde, çelik dolapların ranzaların olduğu büyük bir salonda ayaklarını sallayarak oturup sonrasında olacakları düşünmeye başlar. Tek başınadır. Akşam karanlığı yavaş yavaş çökmek üzeredir. Yatakhaneye başkaları da gelip yatak seçmektedirler. Eylül akşamı olduğu için serin, yataklar kullanılmadığı için nemlidir. Ve çocuk ilk kez derin yalnızlığın ne olduğunu kavramaktadır, ve tabii ki korkmaktadır.Okulun bir gün sonra başlayacak olması ne kadar heyecanlı ise, geçirilen ilk gece o kadar korkuludur.

 Sabah olur ve okul baÅŸlar. Sonra günler ardı ardına geçer, dostluklar arkadaÅŸlıklar geliÅŸir. ArkadaÅŸ grupları oluÅŸur. Sevenler vardır, sevmeyenler vardır, sevilenler vardır, sevilmeyenler de. ArkadaÅŸları arasında sivrilmiÅŸ ve onları yönetir hale gelmiÅŸ ise bu gelecekteki hayatı için de kaynaktır. Sadece bir gruba dahil ise. hayatta da bir gruba dahil olarak hayatına devam edecektir. Okul dışındaki dünya çok da düşünülmemeye baÅŸlar.BBG evine kapatılan yarışmacıların 3 gün sonra dışarıda bir hayat olduÄŸunu unuttukları gibi, yatılı öğrenciler için de okul ve yatakhane ve arkadaÅŸlar dışında bir hayatın varlığı arasıra hatırlanır. O da dışarı birkaç saatliÄŸine çıkıldığında veya evci olarak eve gidildiÄŸinde. Eve gidildiÄŸinde ise yatılı okul alışma süreci tamamlandığında okul özlenmeye baÅŸlanır.

Aileden aile düzeninden kopmanın da sonuçlandığını gösterir bu durum.Aileden kopmanın belirli bir zaman sonra ve kişinin kendi isteği ile olması ile, küçük yaşta bu kopmanın yaşanması arasında tabii ki dağlar kadar fark olsa gerektir. Ancak buna alışmak kolay değildir. Değişim olur ama bu farkında olmadan değişime direnç yaratan bir değişimdir de.Küçük bir çocuğun neden yatılı okula gönderildiği de dikkatli olarak incelenmesi gerekir. Maddi zorluklar, gönderilmek istenen okulun yatılı olma zorunluluğu, kazanılan sınav, evde aile fertleri arasındaki çatışmalar ve bunun gibi bir çok neden olabilir.

Bianet sitesinde yazan Şadiye Dönümcü hanımın yazdıklarını şöyle bir inceleyelim.

10-11 yaşlarındaki bir çocuğun 1300 kişilik bir okulda kendini yalnız hissetmesi gerekirdi belki ama ilkokulda aynı sınıfta okuduğum iki arkadaşımla birlikte olmak bana güç vermiş olmalı."O yaştaki bir çocuğun ders çalışma, ödev yapma, öz bakımını yapma sorumluluğunu yerine getirmesi elbette kolay değildi.Bir madeni dolabı iki arkadaşımla daha paylaşmak, yatağımı-dolabı düzenli tutmak, çamaşırlarımı yıkamak, harçlığımı idareli kullanmak, 53 kişilik bir yatakhanede uyumak, sabah 6'da uyan(dırıl)mak, uykun olmadığı halde gece 10'da yatmak, yemekhanede kuyruğa girmek, sevmediğin yemekleri -başka şansın olmadığı için- tüketmek, alışkın olmadığın yemekleri tüketmek, şekeri kendinden menkul çayımtrak su eşliğinde Amerikan yardımı peynirli, gül reçelli-sana yağlı kahvaltıya talim etmek, bir kitabı 2-3 kişiyle ortak kullanmak, canın istemediği halde etütlerde zorla ders çalışmak bile keyifliydi.

Kahvaltıda çorba çıktığında kantinin yolunu tutardık.İdarenin sigara konusundaki faşizan baskıyı alt eder, neredeyse tümümüz sigara içerdik.6 yıllık yatılı okulluluk yaşamıma ilişkin olarak hatırladığım olumsuz iki şey var. Biri ; "yüksek yüksek tepelere" türküsünü söyleyen Mako sayesinde koca yatakhanede cem'an ağlamamız, diğeri de lojmanlarda gelen sucuk, patates ve sebze kızartması kokuları. Yatılı okulun bana kazandırdığı en kötü alışkanlık; lokmaları çiğnemeden yutmak yani hızlı yemek.Çünkü insan her yaşta ana kuzusu. 11 yaşlarındaki bir çocuğun kendiyle, ailesizliğiyle, 'tek başına'lığıyla mücadele etmesi, verilen çok yönlü desteğe rağmen hayatını idame ettirebilmesi elbette çok kolay değildi.Çünkü yatılı okul; disiplin demek. Gönüllü - bazen de gönülsüz- girilen hapisane demek. Yuva sıcaklığından uzak olmak demek. Bir sürü güzellikten, alışkanlıktan yoksun olmak demek."

Yukarıda yazılanlara bakıldığında yazıda genel olarak anlatılanlar dışında bir eksik var gibi görünmektedir. Sevgi eksikliği. Bu sevgi eksikliği de öğretmenler tarafından karşılanmaya çalışılacaktır. Tabii ki yatılı okumak insan yararlı olabilir. Tek başına kalmayı, kendi sorunlarını çözmeyi, karar vermeyi, risk almayı, otorite ile çatışmayı ve otoriteyi bir şekilde aşmayı sağlayabilir de, daha fazlası ile yönetilmeyi de kolaylaştıracaktır.

Aslında gerçekten incelenmesi gereken küçük yaşta yatılı okuyan çocukların büyüdüklerinde hayatları nasıl etkileniyor? Gerçekten incelenmesi gereken bu olsa gerek. Ya okul sonrasında yaptıkları bir işte de yatılı kalmaya devam ediyor ve değişime direniyorlarsa? Sahnede yatılı olanlar, gazetede yatılı olanlar, köşede yatılı olanlar, televizyonda yatılı olanlar, çalıştığı fabrikada yatılı olanlar, yönettikleri şirkette yatılı olanlar, kıtasında yatılı olanlar, karakolunda yatılı olanlar, ideolojisinde yatılı olanlar kimler acaba? Bunlar üzerinde araştırma yapıldığında çok ama sayıda örnek bulunabileceğine eminim.

Bu konuda en önemli örnek olarak YurttaÅŸ Kane filminin anlattıkları incelenebilir. Çok uzun yıllar önce çevrilmesine raÄŸmen, hem teknik ve hem aktarım biçimi olarak devrim yapmıştır sinema dünyasında. Hala dünyada çevrilen en iyi ilk on film arasında yer almaktadır. Bir vakıf tarafından çok küçük yaÅŸta evinden koparılan Charles Foster Kane daha sonra inanılmaz ÅŸeyler yapar. EÄŸitimini bitirdikten sonra geçtiÄŸi vakfın başında 24.000 tirajlı gazeteyi 600.000'e çıkarır, baÅŸkan adayı olur. Tabloid gazetesi sansasyon üzerine sansasyon yaratır. Ancak seçkin karısını ÅŸarkıcı bir kadınla aldatır ve yine gazetelerde yayınlanan bu haber yüzünden adaylıktan çekilmek zorunda kalır. Seçkin karısı onu terk ettiÄŸi için, bu ÅŸarkıcı ile evlenir, ona opera binası yaptırır ve bu operada onu ünlendirmeye çalışır ama olmaz.. En sonunda da efsanevi Xanadu ÅŸatosunu yapar ve karısı ile birlikte yaÅŸamaya baÅŸlar. Sonunda bu karısı daı onu terk eder. Film başında  bir kar küresi ile ile oynarken Rosebud, der ve kar küresi elinden düşer ve ölür.

 Film Rosebud kelimesinin Kane için ne anlama geldiÄŸinin araÅŸtırılmasıdır. Devasa Xanadu ÅŸatosunun depolarında binlerce sanat eseri satın alınmış ve depolanmıştır. İşçiler bu depodaki lüzumsuz eÅŸyaları yakarken ocaÄŸa bir kızak atarlar. Kamera kızak üzerine yönelir ve kızak üzerinde Rosebud yazmaktadır. Bu kızak evden alınmadan önce karlı bir günde oynadığı kızaktır. Charles Foster Kane çocukluÄŸunu aramakta ve oraya dönmek istemektedir. Filmin başında baba oÄŸlu göndermek istemese de anne çocuÄŸunu teslim eder ve yatılı okula gönderir.Bu filmde yatılı okuyanların çok baÅŸarılı olabileceÄŸini, büyük iÅŸler yapabileceÄŸini ancak sevgi boÅŸluÄŸu ve terkedilmiÅŸliÄŸin hiçbir ÅŸekilde doldurulamayacağına dair bir bilgi de var . Bir baÅŸka önemli nokta da Rosebud'ın argo anlamının Orson Welles'in hayatını etkilediÄŸidir.

Filmde yayıncı Randolp Hearst'ün hayatı anlatılmaktadır. Rosebud kelimesi  ise Randolph Hearst'ün eÅŸinin cinsel organını çaÄŸrıştırması onun Hollywood'dan aforoz edilmesini saÄŸlar. Böylece Orson Welles'in Hollywood hayatı bu film sonrasında engelli koÅŸuya dönüşecektir.

O da dünyaya gelmiş en önemli dahilerden (yatılı okuyan) Tesla gibi yalnız kalmıştır, sonunda. Bu hem filmde gerçekleşir ve hem de hayatında. Farkında olmadan film kaderi olmuştur, Orson Welles'in. Bugün bile seyredildiğinde hem görsel ve hem de anlatım olarak değerli bulunan Yurttaş Kane filmi bir başyapıt olma değerini korumaktadır ve yatılı bir insanın hayatını anlatması ile de konumuzla ilgilidir.

Yatılı olmak sadece yatılı okulda okumayı anlatmak yerine bir kavram olarak değerlendirildiğinde daha doğru noktalara bizi ulaştırabilecektir. Kendi evi dışında uzun süre kalmak yatılı olmak sonucunu ortaya çıkarabilir. Bu anlamda okul olduğu gibi, askerlik yaparken geçirilen günler yatılı bir süreçtir. Hastanede uzun süre kalmak da aynı sonuçlara yol açabilir. Sürekli olarak sevgilisinin evinde kalan kişi de farkında olmadan yatılı sürece geçecektir. Lojmanlarda yaşayan ve arasıra da olsa başka lojmanlara yer değiştiren insanlarda yatılı sürece geçmektedirler. Gençliğinde öğretilen bir ideolojiye bağımlı kalınması da ideolojide yatılı kalma sürecine yol açabilir.

Japon iş kültüründe de bir şirkette çalışan bir kişinin evinden uzakta çalışma zorunluluğu da yatılılık kültürü ile ilgilidir. Yatılı süreci yaşayan kişiler iş hayatında ve özel hayatlarında yatılı oldukları süreci devam ettirmekte ve sadece üzerinde çalıştıkları düşündükleri konu ne ise ona odaklanmaktadır. Düşündükleri veya çalıştıkları konu dışında başka hiçbirşey akıllarına gelmemekte ve düşünememektedirler. Bu ise değişimi ve değişim sürecini engelleyen paralel sürecin ta kendisidir.

Sınırlar çok sert ve uzun süreli olarak kurulduÄŸu için bu sınırlardan kurtulmak bazen silahla intihar, bir baÅŸka içerikte uyuÅŸturucu kullanımı veya içki içerek kurtulacağını düşünerek bunları yapmaya baÅŸlayabilir ve bunlarda yeni ve daha sert sınırları oluÅŸturabilir.Özellikle askerlerin son dönemde baskı altında kaldıklarında intihar etmeleri konunun önemini göstermektedir. Sanatçı, sahne dışında bir hayat olduÄŸunu aklına getirmezken, köşe yazarı köşesinde yazdıkları dışında bir hayatı düşünememekte, televizyoncu "hayatımın sonuna kadar program"yapacağım ÅŸeklinde söylemleri ile, çalışan ise "mezara kadar" aynı hızda çalışmayı isteyerek kelimelendirebilmektedir.

Bunlar zihinde oluşan değişime engelleyen sert sınırların göstergesi sayılabilir.Bu anlamda bazı cemaatlerin okulları ve kuran kurslarının küçük yaşlarda çocukları kabul etmesi net olarak anlaşılabilir. Ne kadar küçük yaşta yatılı okutur ve dış dünyadan kopartırsanız, kişinin zihninde oluşacak sınırlardan kurtulabilmesi mümkün olmayacak ve kendisine aktarılan ne ise ona bağımlı hale gelecektir.

Yabancı dilde eğitim yapan yatılı okullarla, ışık evler, askeri okullarda aslında aynı kategoride sayılmalıdır. Böylece kişi kendi isteğiyle yaptığını düşündüğü şeyler için programlanmıştır ve en önemlisi kolay yönetilir hale gelmiştir. Bu günkü toplumsal çatışmalara bakıldığında, çatışmaların yatılı okulda okuyanların iktidar savaşı olduğunu anlayabiliriz. Böylece, sadece kendisi gibi olanlarla iletişim kurmaya alışan kişilerin hayata çıktıklarında da kendi görüşünde olmayanlarla iletişim kuramayacakları anlaşılabilir. Sınırlanan bilgi alma süreçleri kişinin gelişimini ve değişimini engelleyecek, kaynaklarının zenginleşmesini önleyecektir.

Bilgi karşısında tavır alınmadığı ve yorumlanamaması da baÅŸka bir sorun sayılabilir. Kendi öğrendikleri doÄŸru, diÄŸer tarafın söyledikleri yanlış olarak kabul edilecektir. Bu anlamda yatılı olmak kavramı sadece yatılı okulda okumaktan çok öte bir anlamı da kavramaktadır. EÄŸer herhangi bir konuda yatılı hale gelmiÅŸseniz, yaratıcılık süreci de doÄŸal olarak engellenecek, zihinsel sınırlar ötelenemeyecektir. Siz hangi konuda yatılı olmuÅŸ durumdasınız?  Bunun üzerinde düşünmek ve yorumlamak daha farklı sonuçları ortaya çıkarabilir.  Her yatılı okul öğrencisi kendisini terkedilmiÅŸ çocuk olarak hissetmeye hayatı boyunca devam edecektir. Åžimdilerde ise Facebook'ta, Twitter'de çok sayıda yatılı kalan olduÄŸunu görebiliriz.

Cengiz Eren

Kozyatağı 9 Mart 2010

 

 
 
 

Yorumlar  

 
0 #1 Nihat Erimcengo 05-09-2011 14:01
Nihat Erim'in günlüklerini okuduğumda onun ilkokuldan itibaren yatılı olduğunu öğrenmek şaşırtıcı olmadı.

Gücü isteyen, güçlüye yakın duran (İnönü) ve başarıya programlanmış bir yapı oluştuğu için üç gencin idam edilmesini önleyememiş olması daha iyi anlaşılabilir.

Gücün karanklık tarafına geçmemek gerek.
Alıntı
 

Yorum ekle


  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.

  • KiÅŸisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.

  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.

  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için kodun altındaki *Yenile* düğmesine basın.

  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiÄŸi durumlarda geçerlidir.


Güvenlik kodu
Yenile

 

Üyelik Girişi



E-posta Listesi

Seminerlerden ve yeniliklerden haberdar olmak için lütfen formu doldurunuz.