| Yatılı Olmak kavramı ve her konuda yatılı kalanlar |
|
|
|
| KİSHİLEAKS - Kishileaks | |||
| Yazar Cengiz Eren | |||
| Cuma, 26 AÄŸustos 2011 14:52 | |||
|
   Yatılı okulun insan hayatında önemli bir yeri olduÄŸunu, Deniz Seki ile ilgili olarak AyÅŸe Arman'a verdiÄŸim röportajda ifade etmiÅŸtim. Özellikle çok küçük yaÅŸlarda yatılı okula verilen çocukların hayatlarında önemli yeri olduÄŸu bir gerçek. Yatılı okula teslim edilen çocuk ne yapar? Evinde annesi ve babası ile otururken, kendine ait bir ÅŸeyleri varken, birden bir yatağın üzerinde, çelik dolapların ranzaların olduÄŸu büyük bir salonda ayaklarını sallayarak oturup sonrasında olacakları düşünmeye baÅŸlar. Tek başınadır. AkÅŸam karanlığı yavaÅŸ yavaÅŸ çökmek üzeredir. Yatakhaneye baÅŸkaları da gelip yatak seçmektedirler. Eylül akÅŸamı olduÄŸu için serin, yataklar kullanılmadığı için nemlidir. Ve çocuk ilk kez derin yalnızlığın ne olduÄŸunu kavramaktadır, ve tabii ki korkmaktadır.Okulun bir gün sonra baÅŸlayacak olması ne kadar heyecanlı ise, geçirilen ilk gece o kadar korkuludur. Sabah olur ve okul baÅŸlar. Sonra günler ardı ardına geçer, dostluklar arkadaÅŸlıklar geliÅŸir. ArkadaÅŸ grupları oluÅŸur. Sevenler vardır, sevmeyenler vardır, sevilenler vardır, sevilmeyenler de. ArkadaÅŸları arasında sivrilmiÅŸ ve onları yönetir hale gelmiÅŸ ise bu gelecekteki hayatı için de kaynaktır. Sadece bir gruba dahil ise. hayatta da bir gruba dahil olarak hayatına devam edecektir. Okul dışındaki dünya çok da düşünülmemeye baÅŸlar.BBG evine kapatılan yarışmacıların 3 gün sonra dışarıda bir hayat olduÄŸunu unuttukları gibi, yatılı öğrenciler için de okul ve yatakhane ve arkadaÅŸlar dışında bir hayatın varlığı arasıra hatırlanır. O da dışarı birkaç saatliÄŸine çıkıldığında veya evci olarak eve gidildiÄŸinde. Eve gidildiÄŸinde ise yatılı okul alışma süreci tamamlandığında okul özlenmeye baÅŸlanır. Aileden aile düzeninden kopmanın da sonuçlandığını gösterir bu durum.Aileden kopmanın belirli bir zaman sonra ve kiÅŸinin kendi isteÄŸi ile olması ile, küçük yaÅŸta bu kopmanın yaÅŸanması arasında tabii ki daÄŸlar kadar fark olsa gerektir. Ancak buna alışmak kolay deÄŸildir. DeÄŸiÅŸim olur ama bu farkında olmadan deÄŸiÅŸime direnç yaratan bir deÄŸiÅŸimdir de.Küçük bir çocuÄŸun neden yatılı okula gönderildiÄŸi de dikkatli olarak incelenmesi gerekir. Maddi zorluklar, gönderilmek istenen okulun yatılı olma zorunluluÄŸu, kazanılan sınav, evde aile fertleri arasındaki çatışmalar ve bunun gibi bir çok neden olabilir. Bianet sitesinde yazan Åžadiye Dönümcü hanımın yazdıklarını şöyle bir inceleyelim. 10-11 yaÅŸlarındaki bir çocuÄŸun 1300 kiÅŸilik bir okulda kendini yalnız hissetmesi gerekirdi belki ama ilkokulda aynı sınıfta okuduÄŸum iki arkadaşımla birlikte olmak bana güç vermiÅŸ olmalı."O yaÅŸtaki bir çocuÄŸun ders çalışma, ödev yapma, öz bakımını yapma sorumluluÄŸunu yerine getirmesi elbette kolay deÄŸildi.Bir madeni dolabı iki arkadaşımla daha paylaÅŸmak, yatağımı-dolabı düzenli tutmak, çamaşırlarımı yıkamak, harçlığımı idareli kullanmak, 53 kiÅŸilik bir yatakhanede uyumak, sabah 6'da uyan(dırıl)mak, uykun olmadığı halde gece 10'da yatmak, yemekhanede kuyruÄŸa girmek, sevmediÄŸin yemekleri -baÅŸka ÅŸansın olmadığı için- tüketmek, alışkın olmadığın yemekleri tüketmek, ÅŸekeri kendinden menkul çayımtrak su eÅŸliÄŸinde Amerikan yardımı peynirli, gül reçelli-sana yaÄŸlı kahvaltıya talim etmek, bir kitabı 2-3 kiÅŸiyle ortak kullanmak, canın istemediÄŸi halde etütlerde zorla ders çalışmak bile keyifliydi. Kahvaltıda çorba çıktığında kantinin yolunu tutardık.İdarenin sigara konusundaki faÅŸizan baskıyı alt eder, neredeyse tümümüz sigara içerdik.6 yıllık yatılı okulluluk yaÅŸamıma iliÅŸkin olarak hatırladığım olumsuz iki ÅŸey var. Biri ; "yüksek yüksek tepelere" türküsünü söyleyen Mako sayesinde koca yatakhanede cem'an aÄŸlamamız, diÄŸeri de lojmanlarda gelen sucuk, patates ve sebze kızartması kokuları. Yatılı okulun bana kazandırdığı en kötü alışkanlık; lokmaları çiÄŸnemeden yutmak yani hızlı yemek.Çünkü insan her yaÅŸta ana kuzusu. 11 yaÅŸlarındaki bir çocuÄŸun kendiyle, ailesizliÄŸiyle, 'tek başına'lığıyla mücadele etmesi, verilen çok yönlü desteÄŸe raÄŸmen hayatını idame ettirebilmesi elbette çok kolay deÄŸildi.Çünkü yatılı okul; disiplin demek. Gönüllü - bazen de gönülsüz- girilen hapisane demek. Yuva sıcaklığından uzak olmak demek. Bir sürü güzellikten, alışkanlıktan yoksun olmak demek." Yukarıda yazılanlara bakıldığında yazıda genel olarak anlatılanlar dışında bir eksik var gibi görünmektedir. Sevgi eksikliÄŸi. Bu sevgi eksikliÄŸi de öğretmenler tarafından karşılanmaya çalışılacaktır. Tabii ki yatılı okumak insan yararlı olabilir. Tek başına kalmayı, kendi sorunlarını çözmeyi, karar vermeyi, risk almayı, otorite ile çatışmayı ve otoriteyi bir ÅŸekilde aÅŸmayı saÄŸlayabilir de, daha fazlası ile yönetilmeyi de kolaylaÅŸtıracaktır. Aslında gerçekten incelenmesi gereken küçük yaÅŸta yatılı okuyan çocukların büyüdüklerinde hayatları nasıl etkileniyor? Gerçekten incelenmesi gereken bu olsa gerek. Ya okul sonrasında yaptıkları bir iÅŸte de yatılı kalmaya devam ediyor ve deÄŸiÅŸime direniyorlarsa? Sahnede yatılı olanlar, gazetede yatılı olanlar, köşede yatılı olanlar, televizyonda yatılı olanlar, çalıştığı fabrikada yatılı olanlar, yönettikleri ÅŸirkette yatılı olanlar, kıtasında yatılı olanlar, karakolunda yatılı olanlar, ideolojisinde yatılı olanlar kimler acaba? Bunlar üzerinde araÅŸtırma yapıldığında çok ama sayıda örnek bulunabileceÄŸine eminim. Bu konuda en önemli örnek olarak YurttaÅŸ Kane filminin anlattıkları incelenebilir. Çok uzun yıllar önce çevrilmesine raÄŸmen, hem teknik ve hem aktarım biçimi olarak devrim yapmıştır sinema dünyasında. Hala dünyada çevrilen en iyi ilk on film arasında yer almaktadır. Bir vakıf tarafından çok küçük yaÅŸta evinden koparılan Charles Foster Kane daha sonra inanılmaz ÅŸeyler yapar. EÄŸitimini bitirdikten sonra geçtiÄŸi vakfın başında 24.000 tirajlı gazeteyi 600.000'e çıkarır, baÅŸkan adayı olur. Tabloid gazetesi sansasyon üzerine sansasyon yaratır. Ancak seçkin karısını ÅŸarkıcı bir kadınla aldatır ve yine gazetelerde yayınlanan bu haber yüzünden adaylıktan çekilmek zorunda kalır. Seçkin karısı onu terk ettiÄŸi için, bu ÅŸarkıcı ile evlenir, ona opera binası yaptırır ve bu operada onu ünlendirmeye çalışır ama olmaz.. En sonunda da efsanevi Xanadu ÅŸatosunu yapar ve karısı ile birlikte yaÅŸamaya baÅŸlar. Sonunda bu karısı daı onu terk eder. Film başında bir kar küresi ile ile oynarken Rosebud, der ve kar küresi elinden düşer ve ölür. Film Rosebud kelimesinin Kane için ne anlama geldiÄŸinin araÅŸtırılmasıdır. Devasa Xanadu ÅŸatosunun depolarında binlerce sanat eseri satın alınmış ve depolanmıştır. İşçiler bu depodaki lüzumsuz eÅŸyaları yakarken ocaÄŸa bir kızak atarlar. Kamera kızak üzerine yönelir ve kızak üzerinde Rosebud yazmaktadır. Bu kızak evden alınmadan önce karlı bir günde oynadığı kızaktır. Charles Foster Kane çocukluÄŸunu aramakta ve oraya dönmek istemektedir. Filmin başında baba oÄŸlu göndermek istemese de anne çocuÄŸunu teslim eder ve yatılı okula gönderir.Bu filmde yatılı okuyanların çok baÅŸarılı olabileceÄŸini, büyük iÅŸler yapabileceÄŸini ancak sevgi boÅŸluÄŸu ve terkedilmiÅŸliÄŸin hiçbir ÅŸekilde doldurulamayacağına dair bir bilgi de var . Bir baÅŸka önemli nokta da Rosebud'ın argo anlamının Orson Welles'in hayatını etkilediÄŸidir. Filmde yayıncı Randolp Hearst'ün hayatı anlatılmaktadır. Rosebud kelimesi ise Randolph Hearst'ün eÅŸinin cinsel organını çaÄŸrıştırması onun Hollywood'dan aforoz edilmesini saÄŸlar. Böylece Orson Welles'in Hollywood hayatı bu film sonrasında engelli koÅŸuya dönüşecektir. O da dünyaya gelmiÅŸ en önemli dahilerden (yatılı okuyan) Tesla gibi yalnız kalmıştır, sonunda. Bu hem filmde gerçekleÅŸir ve hem de hayatında. Farkında olmadan film kaderi olmuÅŸtur, Orson Welles'in. Bugün bile seyredildiÄŸinde hem görsel ve hem de anlatım olarak deÄŸerli bulunan YurttaÅŸ Kane filmi bir baÅŸyapıt olma deÄŸerini korumaktadır ve yatılı bir insanın hayatını anlatması ile de konumuzla ilgilidir. Yatılı olmak sadece yatılı okulda okumayı anlatmak yerine bir kavram olarak deÄŸerlendirildiÄŸinde daha doÄŸru noktalara bizi ulaÅŸtırabilecektir. Kendi evi dışında uzun süre kalmak yatılı olmak sonucunu ortaya çıkarabilir. Bu anlamda okul olduÄŸu gibi, askerlik yaparken geçirilen günler yatılı bir süreçtir. Hastanede uzun süre kalmak da aynı sonuçlara yol açabilir. Sürekli olarak sevgilisinin evinde kalan kiÅŸi de farkında olmadan yatılı sürece geçecektir. Lojmanlarda yaÅŸayan ve arasıra da olsa baÅŸka lojmanlara yer deÄŸiÅŸtiren insanlarda yatılı sürece geçmektedirler. GençliÄŸinde öğretilen bir ideolojiye bağımlı kalınması da ideolojide yatılı kalma sürecine yol açabilir. Japon iÅŸ kültüründe de bir ÅŸirkette çalışan bir kiÅŸinin evinden uzakta çalışma zorunluluÄŸu da yatılılık kültürü ile ilgilidir. Yatılı süreci yaÅŸayan kiÅŸiler iÅŸ hayatında ve özel hayatlarında yatılı oldukları süreci devam ettirmekte ve sadece üzerinde çalıştıkları düşündükleri konu ne ise ona odaklanmaktadır. Düşündükleri veya çalıştıkları konu dışında baÅŸka hiçbirÅŸey akıllarına gelmemekte ve düşünememektedirler. Bu ise deÄŸiÅŸimi ve deÄŸiÅŸim sürecini engelleyen paralel sürecin ta kendisidir. Sınırlar çok sert ve uzun süreli olarak kurulduÄŸu için bu sınırlardan kurtulmak bazen silahla intihar, bir baÅŸka içerikte uyuÅŸturucu kullanımı veya içki içerek kurtulacağını düşünerek bunları yapmaya baÅŸlayabilir ve bunlarda yeni ve daha sert sınırları oluÅŸturabilir.Özellikle askerlerin son dönemde baskı altında kaldıklarında intihar etmeleri konunun önemini göstermektedir. Sanatçı, sahne dışında bir hayat olduÄŸunu aklına getirmezken, köşe yazarı köşesinde yazdıkları dışında bir hayatı düşünememekte, televizyoncu "hayatımın sonuna kadar program"yapacağım ÅŸeklinde söylemleri ile, çalışan ise "mezara kadar" aynı hızda çalışmayı isteyerek kelimelendirebilmektedir. Bunlar zihinde oluÅŸan deÄŸiÅŸime engelleyen sert sınırların göstergesi sayılabilir.Bu anlamda bazı cemaatlerin okulları ve kuran kurslarının küçük yaÅŸlarda çocukları kabul etmesi net olarak anlaşılabilir. Ne kadar küçük yaÅŸta yatılı okutur ve dış dünyadan kopartırsanız, kiÅŸinin zihninde oluÅŸacak sınırlardan kurtulabilmesi mümkün olmayacak ve kendisine aktarılan ne ise ona bağımlı hale gelecektir. Yabancı dilde eÄŸitim yapan yatılı okullarla, ışık evler, askeri okullarda aslında aynı kategoride sayılmalıdır. Böylece kiÅŸi kendi isteÄŸiyle yaptığını düşündüğü ÅŸeyler için programlanmıştır ve en önemlisi kolay yönetilir hale gelmiÅŸtir. Bu günkü toplumsal çatışmalara bakıldığında, çatışmaların yatılı okulda okuyanların iktidar savaşı olduÄŸunu anlayabiliriz. Böylece, sadece kendisi gibi olanlarla iletiÅŸim kurmaya alışan kiÅŸilerin hayata çıktıklarında da kendi görüşünde olmayanlarla iletiÅŸim kuramayacakları anlaşılabilir. Sınırlanan bilgi alma süreçleri kiÅŸinin geliÅŸimini ve deÄŸiÅŸimini engelleyecek, kaynaklarının zenginleÅŸmesini önleyecektir. Bilgi karşısında tavır alınmadığı ve yorumlanamaması da baÅŸka bir sorun sayılabilir. Kendi öğrendikleri doÄŸru, diÄŸer tarafın söyledikleri yanlış olarak kabul edilecektir. Bu anlamda yatılı olmak kavramı sadece yatılı okulda okumaktan çok öte bir anlamı da kavramaktadır. EÄŸer herhangi bir konuda yatılı hale gelmiÅŸseniz, yaratıcılık süreci de doÄŸal olarak engellenecek, zihinsel sınırlar ötelenemeyecektir. Siz hangi konuda yatılı olmuÅŸ durumdasınız? Bunun üzerinde düşünmek ve yorumlamak daha farklı sonuçları ortaya çıkarabilir. Her yatılı okul öğrencisi kendisini terkedilmiÅŸ çocuk olarak hissetmeye hayatı boyunca devam edecektir. Åžimdilerde ise Facebook'ta, Twitter'de çok sayıda yatılı kalan olduÄŸunu görebiliriz. Cengiz Eren Kozyatağı 9 Mart 2010 Â
|
Yorum ekle
- Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
- Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
- Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
- 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için kodun altındaki *Yenile* düğmesine basın.
- Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.









Yatılı Olmak hem durum ve hem kavram olarak insanın hayatında farkında olmadığı değişimleri, kişinin hayatına getirmektedir. Yatılı okulda özellikle küçük yaşlarda okumaya başlayan kişilerin hayatı bu anlamda incelenmeye değer. Çok küçük yaşlarda ilkokul veya kuran kursunda yatılı olmaya başlayan çocuk ailesinden kopacak, kendisini okuldaki arkadaşlarından ve hocalarından bir parça olarak görecek ve daha sonra hiç kopmayacaktır. Daha sonra bu sistematik hayatın bütün içeriklerinde kullanılacak ve çok başarılı bir hayat yaşansa bile değişim olmadan yaşanmaya devam edilecektir.



Yorumlar
Gücü isteyen, güçlüye yakın duran (İnönü) ve başarıya programlanmış bir yapı oluştuğu için üç gencin idam edilmesini önleyememiş olması daha iyi anlaşılabilir.
Gücün karanklık tarafına geçmemek gerek.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için