| Mustafa Filmini çeken Can Dündar Röportaj analizi ve Sözel Belgeseli |
|
|
|
| Yazar Cengiz Eren | |||
| Pazartesi, 15 Aralık 2008 01:04 | |||
|
Ancak kısaca ifade etmek gerekirse “aÅŸkı karnında taşıyan biri olarak”, “eÅŸim göçmen”, “telif ücretini oÄŸlumla birlikte yedik”, “maço olmamaya çalışan ve maçolardan hazzetmeyen biri” kelimeleri ile anlatılanlar Can Dündar hakkında önemli bilgileri de aktarıyor. Neler olduÄŸunu öÄŸrenmek için yazıyı okumanız yararlı olabilir. Siz, bilirsiniz?
Bu bilgiler röportajı yapan kiÅŸinin görüÅŸleri, tabii bu görüÅŸlerde röportajdan sonra yazılmış durumda. Röportajda sempatik bir hava estiÄŸi söylenebilir. Ancak bu röportaj Mustafa filmi çekilmeden önce yapılsaydı aynı sempatik hava olur muydu? Bunu da bilebilmemiz mümkün deÄŸil.
Bu soruya verilen cevap gerçekten önemli. Kendisinin önce gazeteceÄŸi olduÄŸunu söyleyen Can Dündar esprili olarak AÅŸk Gurusu sorusunu, aÅŸkı karnında taşıyan biri olarak kanguru olabilirim demesi önemli bir ipucu. Zira karnında cebi olan kanguru gibi aÅŸkı taşıyorsa, aÅŸk Can Dündar’ın dışında demektir. Halbuki aÅŸk öncelikle kalpte veya beyinde yer alması gereken bir duygu. Kangurunun bir baÅŸka özelliÄŸi de yürümesi deÄŸil sıçraması. Bu da belgeselden belgesele sıçrayan Can Dündar’ı gerçekten doÄŸru anlatıyor.
BU soruya verilen cevapta da önemli cümleler var kendisi hakkında. OÄŸlum EGE ile yazdığımız bir çocuk kitabımız olması gereken cümle, oÄŸlum Ege ile beraber yazdığım bir de çocuk kitabım oldu cümlesi haline geldiÄŸinde anlam çok deÄŸiÅŸiyor. OÄŸlu ile yazdığı kitaba kitabım demesi oÄŸlunun emeklerini önemsemediÄŸini gösteriyor. Ya da oÄŸlundan hiç yardım almadan onun adını kitaba yazdığı söylenebilir. Hangisinin doÄŸru olduÄŸunu kendisi bilecektir. Telif gelirini birlikte yedik cümlesi de Can Dündar’ın davranış modeli hakkında önemli bir veri. Telif gelirini oÄŸluma verdim, adına bankaya yatırdım, bir okula bağışladım cümlelerinin yerine “birlikte yedik” denmesi para ile olan iliÅŸkisini gösteriyor. Bir önceki cümlede aÅŸkı karnında taşıyan biri kelimeleri bu aÅŸkın para aÅŸkı olduÄŸunu da kolayca ifade edebiliriz. AÅŸk, para, cep ve kanguru birbiri ile pek baÄŸlantısı olmayan ama Can Dündar’ın zihinsel yapısının özeti.
Verilen cevaba göre Can Dündar’in ana kara gerçeklerinden kopuk olduÄŸunu söyleyebiliriz. Aracınız yoksa ada dışına çıkmanız mümkün olmayacaktır. Bu ise Ankara’dan neden Istanbul’a gelemediÄŸini gösteren bir veri sayılabilir. Yalnızlığı sevmeyen Can Dündar Mustafa filminde yalnızlık öÄŸesini vurgulu olarak iÅŸlemiÅŸtir. Hazzetmem ise adasında yalnız kalamaz durumda olduÄŸunu da göstermektedir.
Vazgeçmenin kendisi için zor olduÄŸunu söyleyen Can Dündar çok önemli bir veriyide aktarıyor. “Vazgeçemiyorsanız” tek sonuç ortaya çıkabilir. Razı olmak. Vazgeçmemek için razı olmak stratejisi hem kendisinin ve hem de yazılarında neden tavır koyamadığının açık göstergesidir. Bu yüzden yazılarının vazgeçemeyen ve karar veremeyen insanlar tarafından neden sevildiÄŸini de anlayabiliriz. Serdar Turgut ile arasındaki çatışmayı da gündeme getirmesi ondan bile vazgeçemediÄŸini göstermektedir. İnsanın röportajında sevmediÄŸi bir kiÅŸinin adından bahsetmesi çok anlamlı gelmemekte ancak zaman okurlarına adaya (ya da zor duruma) düÅŸmedikçe Serdar Turgut okumayın mesajı vermektedir.
İlk cümle Can Dürndar’ın yazılarının neden yazıldığını açıklıyor. DuygudaÅŸlık yaratmak önemli yazar için, ancak yorumlamak, farklı bakış açılarının aktarılması ve gazeteci olarak bilgi aktarılmasının o kadar önemli olmadığı da anlaşılmaktadır. Sevilen ve yalnız kalmak istemeyen yazar, Can Dündar gibi yazar. Maçolardan hazzetmeyen birinin maço olmamaya çalışması önemli bir karışıklık içeriyor. Maçolardan hazzetmeyen birinin zaten maço olmaması gerekmez mi? Röportajı soru soranı haklı gören cümlesinden sonra Can Dündar, kendi mesajlarına ne yapılması gerektiÄŸini bize gösteriyor. Silmek gerek. Ama internete yaklaşımı özgürlüklere bakışını da gösteriyor. Sinir bozucu, tehlikeli, kaos ortamı olarak görülen internette web sitesi yaptırmanın zorunluluk omasından kaynaklandığı da oldukça hazin bir durum. İnternetçi olmamaya çalışıyorum ve internetten hazzetmem cümlesi de maço cümlesi ile aynı yapıda aslında.
Can Dündar’ın gençliÄŸinde hazır ÅŸablon aÅŸk mektuplarından ne kadar etkilendiÄŸi de anlaşılıyor. Yazılarının duygudaÅŸlık yaratmak olduÄŸunu daha önce ifade eden Can Dündar, ÅŸimdide hislere tercüman olduÄŸunu da söylüyor. Böylece yazdıklarının kendi hissettikleri olmadığını karnında hissettiÄŸi aÅŸk’tan kaynaklandığını da ifade edebiliriz. BaÅŸka Tercüme büroları da HaÅŸmet BabaoÄŸlu ve benzerleri demek istiyor olabilir. Kendini konumlandırması bu anlamda iyi sayılabilir. Telif ücretini oÄŸlumla birlikte yedik cümlesi de karnında hissettiÄŸi ÅŸeyin telif ücreti olması ihtimalini arttırıyor. AÅŸk= Telif ücreti=para eÅŸitliÄŸi kurulabilir.
EÅŸinin yazılarını sevip sevmediÄŸi konusunda bile emin olamayan Can Dündar, kendi yazdıkları hakkında “mahcup” olduÄŸu bilgisini aktarmaktadır. Karısının okuduklarını daha deÄŸerli en azından kendi yazdıklarından daha deÄŸerli bulduÄŸunu da kendisinin söylemesi daha da ilginç sayılabilir.
İnternet hakkında düÅŸüncelerini bir kez daha öÄŸrendiÄŸimiz Can Dündar, kendisini Serdar Turgut’un diline düÅŸürenlerden nefret ettiÄŸini de söylüyor “kahrolsun” ile. İleride bunun ne kadar önemli olduÄŸunu göreceÄŸiz. Varolanı yokmuÅŸ gibi saydığını da ancak bu nefret duygusundan kurtulamadığını da görmek ÅŸaşırtıcı olmayacaktır.
Aslında bu Cümleler Can Dündar’ın yapısını ele veriyor, Erkek= Çocuk Çocuk= Politikacı = (çıkar çevreleri ile iliÅŸki) Erkek= Çocuk Böylece Can Dündar’ın neden çıkar çevreleri ile yakın iliÅŸkileri olduÄŸunu buradan net bir biçimde anlıyor. Can Dündar= Çocuk Can Dündar = Politikacı Can Dündar= Çıkar Çevrelerine yoÄŸunlaÅŸma Kendisini gazeteci olarak gören birisi açısından önemli bir tarif. Serdar Turgut Haklı olabilir mi?
Kadınların çocuk olmadığını söyleyen Can Dündar şımarık ve oyuncu ile kedi tarifi yaptığınında farkında deÄŸil. Evde çocuk olması ise bir önceki cümley doÄŸrular nitelikte.
Bu cümlelerde ilginç tabii ki. Kanalda haber sunmanın cazip olmadığını söyledikten sonra, Ali Kırca ve Reha Muhtar’ın evlenmemesinin nedeninin haber sunmak olduÄŸunu da söylemesi onları aÅŸağılamak anlamına de gelebilir. Son cümle para kazanmanın insanı en temel özelliklerinden mahrum etmesinin manasız olduÄŸunu söylemesi, “en” olmayan temel özelliklerden vazgeçilebileceÄŸini de gösteriyor olabilir mi? Bunu kendisine sormak gerekiyor. Çalışmak baÅŸkalarını insani özelliklerden vazgeçirebiliyorsa kendisi de zaman zaman vazgeçiyor olabilir mi? Interneti sevmeyen Can Dündar’ın kararsızlığı veya karar verememesi çok net ve açık olarak görülüyor. Istanbul'u seven, İstanbul’un çalışma koÅŸullarını sevmeyen biri. Yürürken sırtını duvara dayamak derken iÅŸ hayatından bahsediyor olsa gerektir. Istanbul’da hançerlerin ışıldaması, İstanbul’da iÅŸ hayatında insanların sırtından bıçaklandığı veya bıçaklanabileceÄŸi yönünde bir inanca sahip olduÄŸunu gösteriyor. Hırslıyım ama İstanbul’da yaÅŸayacak kadar hırslı deÄŸilim demesi de ilginç sayılabilir. Kararsızlık sonraki cümlelerde de ortaya çıkıyor. Ankara’da olmayı da eksiklik olarak gören kiÅŸi Istanbulu olduÄŸu gibi Ankara’yı da aÅŸağılamaktadır. Hayatın her dakikasında debelenmek ise kararsızlığın ne kadar derin olduÄŸunda gösteriyor. KaybediÅŸ olarak görerek acı çekmek ise aslında Ankara’da olmaması gerektiÄŸini biliyor olmasından ama harekete geçemiyor olmasından kaynaklanmaktadır.
Sorulan soruya verilen cevaplar ilginç. Saça tarak deÄŸmemesi küçüklüÄŸünde saçlarının zorla tarandığını gösteren bir delil olabilir. Bir pantolonla bir ay gezmek parasızlıktan olmasa gerektir. Pantolonun yıkanıp yıkanmadığı konusunda bilgi olmadığı için birÅŸey söylenmesi mümkün deÄŸil ama yıkanmıyorsa pantolonun kokması normal sayılmalıdır. Saçlar ve pantolonlar üzerine sorulan soruya ampul konusundaki beceriksizlik ile ilgili cevap verilmesi de pek anlamlı görülmemektedir. Ancak önceki cümlelerde söylenenlerle baÄŸlantılar kurulduÄŸunda ailesini de yetiÅŸtirilme hatası yaptıkları için suçladığı anlaşılabilir.
Karındaki aÅŸktan sonra Cüzdandaki eÅŸ sorusu röportajı yapan kiÅŸinin Can Dündar’ı tuzaÄŸa düÅŸürmek isteÄŸinden kaynaklanmakta ancak gazeteci Can Dündar bu tuzaÄŸa düÅŸmektedir. Telif ücretini oÄŸlu ile birlikte yiyen Can Dündar, para konusundaki genel davranışı anlatmakta ve evlendikten sonra eÅŸinin kontroluna girdiÄŸini de söylemektedir. EÅŸinin göçmen olduÄŸunu söylemesi de pek anlamlı deÄŸildir. EÅŸim tutumludur veya benzer bir cümle söyleseydi daha anlamlı olabilirdi. EÅŸinin göçmen olduÄŸunu söylemesi röportajla ilgili olmasa da karında taşınan aÅŸk, cüzdandaki göçmen eÅŸ arasındaki baÄŸlantılar daha da açıklayıcı hale gelmektedir. Atatürk Lafı kelimelerinin kullanılması Atatürk hakkında ne düÅŸündüÄŸünü de gösteriyor. Mustafa filmi ile de kendi zihnindeki deÄŸersizliÄŸi aktarmış durumda. Said’i Nursi belgeseli üzerinde çalışmanın da baÅŸladığını öÄŸreniyoruz. Zaman gazetesinde röportajın yapılmasının nedeni de bu. GörüldüÄŸü gibi röportajın yapıldığı tarihte Mustafa filminden bahsedilmemesi bu konuda bir düÅŸüncesinin olmadığını da gösteriyor.
Can Dündar bu cevabı ile zihinsel karışıklığını da göstermektedir. 100 yıl öncesi ve 100 yıl sonrası ifadesi kendisinin en az iki yüzyıl hatırlanmak istediÄŸini göstermekte “ebedi” olmanın kendisi için önemini göstermektedir. Bunu kitaplarından gördüÄŸümüz kadarı ile Fetullah Gülen de istemektedir. Ancak bunu bir yorum olarak ÅŸimdiden söyleyebiliriz. Belgesel ÅŸu cümlelerle baÅŸlar ve biterdi. Türkiye’nin en çok okunan gazetecilerinden biriydi. Belgeselciydi. Mustafa filmini yaptı ve bu kendisinin sonu oldu ve adasında hapis kalmaya devam etti. AÅŸkı kanguru gibi cebinde taşıyan kiÅŸi Para harcamayı çok severdi. OÄŸlunun telif parasını bile harcadı. Ancak cüzdanındaki göçmen eÅŸi sayesinde birÅŸeylere sahip oldu. Zira yuvayı diÅŸi kuÅŸ yapardı belgeselin son cümlesi olabilirdi.
Bu cümleler Mustafa filminin neden çekildiÄŸini de anlatıyor. Said’i Nursi belgeselini bitirmiÅŸ olması gereken kiÅŸi, bu belgesel yayınlandığında laiklerin kendisinden uzaklaÅŸacağını düÅŸündüÄŸü için Mustafa filmini yapmaya karar verir. Ortam müsaittir ve belgeler kendi kullanımına açılabilir ve açılmıştır da. Mustafa filmi Sinema filmi çekmek konusundaki arzusu ve kendisine ayrılan büyük bütçe ile Mustafa filmini çekmesi farkında olmadan sinema kariyerinin baÅŸladığı gibi bitmesine de neden olacaktır. Beni Serdar Turgut’u diline düÅŸürenler kahrolsun mesajı ile hayata karşı tapınmalar ve nefretlerle bakmıyorum cümlesi çeliÅŸmektedir. DeÄŸiÅŸtiÄŸini de ifade eden Can Dündar, meseleye tarafsız yaklaşılması gerektiÄŸi gibi doÄŸru bir cümle ifade etmektedir. Ancak Sırtlanları yaparken ile baÅŸlayan cümle kendisinin National Geographic belgeselcisi gibi gördüÄŸünü de ifade etmektedir. Oysa kendi yaptığı yazdığı konuÅŸtuÄŸu belgeseller tarih ve insan üzerinedir. Bunun farkının ne olduÄŸunu bilememektedir. Ya da yaptığı belgeseller içinde sırtlana benzeyen insanların da olduÄŸunu söylüyor olabilir. Bu tarife uygun kiÅŸinin ne olduÄŸunu kendisi bilebilir.
Yukarıda incelenen röportaj Bir Can Dündar belgeselidir. Farkında olmadan kendisi hakkında çok önemli bilgiler aktarmaktadır. Mustafa filmini çekerken Said’i Nursi ve yaÅŸadıklarından etkilenmesi ve Mustafa Kemal ve Said’i Nursi arasındaki iliÅŸkilerde Said’i Nursi’yi haklı görmesinden dolayı ortaya çıkan kızgınlığını ifade etmiÅŸ olabilir. Bu sonra yayınlanacak olan Said’i Nursi belgeselinin de etkisini arttıracaktır. Mustafa Kemal'e bu ÅŸekilde bakan birisi Said’i Nursi’yi nasıl görmektedir ÅŸeklinde bir merak uyanacak ve aÅŸkı karnında taşıyan kanguru zıplayarak dolaÅŸmaya devam edecektir.
|









Can Dündar, Zaman'ın Turkuaz ekine verdiÄŸi röportajda


