Sitedekiler

Åžu anda 5 ziyaretçi Ã§evrimiçi
Sayfa Gösterimi : 15835362
Giriş Sayfası Köşe Yazarları KÖŞE YAZARLARI Mustafa Filmini çeken Can Dündar Röportaj analizi ve Sözel Belgeseli
Mustafa Filmini çeken Can Dündar Röportaj analizi ve Sözel Belgeseli PDF Yazdır E-posta
(5 oy, ortalama 5 üzerinden 5.00)
Yazar Cengiz Eren   
Pazartesi, 15 Aralık 2008 01:04

Can Dündar Sözel belgeseli, cengiz eren tarafından hazırlanmıştırCan Dündar, Zaman'ın Turkuaz ekine verdiÄŸi röportajda
http://www.turkforum.net/showthread.php?t=481486
Said-i Nursi belgeseli için kendisine teklif geldiÄŸini ve bir yıldır görüÅŸme yaptıklarını söyledi.

Daha önce http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=141476 adresinde yazdığımız Mustafa filmi ile ilgili yorumun açıklaması niteliÄŸindedir, bu Can Dündar sözel belgeseli. Daha önce de Mustafa Kemal'in deÄŸerini düÅŸürmeye çalışan bir yazı da yine bu blog da yorumlanmıştı. http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=7604 . Kalın harflerle yazılanlar Röportajdan alıntılardır ve cümleler çıkarılmıştır. Röportajın tamamı yukarıdaki linkten okunabilir


Can Dündar ile yapılan röportaj bu cümlelerle baÅŸlıyordu. Röportajlar önemli. Hele gazetecilerin verdiÄŸi röportajlar daha da önemli. Gazeteciliklerinden dolayı ortaya çıkan güvenler farkında olmadan kendileri hakkında çok önemli bilgileri aktarabiliyorlar. Mustafa filmi ile Türkiye gündemine düÅŸen Can Dündar’ın bu röportajını “cımbızlama" yöntemi ile incelemek ne sonuçlar çıkaracak ben de merak ediyorum.

Ancak kısaca ifade etmek gerekirse “aÅŸkı karnında taşıyan biri olarak”, “eÅŸim göçmen”, “telif ücretini oÄŸlumla birlikte yedik”, “maço olmamaya çalışan ve maçolardan hazzetmeyen biri” kelimeleri ile anlatılanlar Can Dündar hakkında önemli bilgileri de aktarıyor. Neler olduÄŸunu öÄŸrenmek için yazıyı okumanız yararlı olabilir. Siz, bilirsiniz?


Yazının başında Can Dündar için aÅŸağıdaki cümleler yazılıyor, röportajı yapan kiÅŸinin görüÅŸleri olarak.

sohbet anında ÅŸen ÅŸakrak olabilen birisi. Hatta evde de kelimenin tam anlamıyla çocuÄŸuyla çocuk oluyormuÅŸ. ÅžaÅŸkınlığım bunlarla sınırlı deÄŸil. Dündar saçına 40 yıldır tarak deÄŸdirmiyor, el yordamıyla hallediyormuÅŸ.

Bu bilgiler röportajı yapan kiÅŸinin görüÅŸleri, tabii bu görüÅŸlerde röportajdan sonra yazılmış durumda. Röportajda sempatik bir hava estiÄŸi söylenebilir. Ancak bu röportaj Mustafa filmi çekilmeden önce yapılsaydı aynı sempatik hava olur muydu? Bunu da bilebilmemiz mümkün deÄŸil.

Can Dündar kimdir; araÅŸtırmacı, tarihçi, televizyoncu, yazar, gazeteci, belgeselci mi yoksa aÅŸk gurusu mu?
(Gülüyor) Önce gazetecidir. AÅŸkı karnımda gezdiren biri olarak aÅŸk gurusu deÄŸil, kanguru olabilirim. (GülüÅŸmeler)

Bu soruya verilen cevap gerçekten önemli. Kendisinin önce gazeteceÄŸi olduÄŸunu söyleyen Can Dündar esprili olarak AÅŸk Gurusu sorusunu, aÅŸkı karnında taşıyan biri olarak kanguru olabilirim demesi önemli bir ipucu. Zira karnında cebi olan kanguru gibi aÅŸkı taşıyorsa, aÅŸk Can Dündar’ın dışında demektir. Halbuki aÅŸk öncelikle kalpte veya beyinde yer alması gereken bir duygu. Kangurunun bir baÅŸka özelliÄŸi de yürümesi deÄŸil sıçraması. Bu da belgeselden belgesele sıçrayan Can Dündar’ı gerçekten doÄŸru anlatıyor.

DüÅŸündüÄŸünden çok gördüÄŸünü yazan birisisiniz. Bilgi sahibi olduÄŸunuz ÅŸeyler araÅŸtırmak için okuduklarınızla mı sınırlı?

Hatta oÄŸlum Ege ile beraber yazdığım bir de çocuk kitabım oldu. Telif gelirini beraber yedik.

BU soruya verilen cevapta da önemli cümleler var kendisi hakkında. OÄŸlum EGE ile yazdığımız bir çocuk kitabımız olması gereken cümle, oÄŸlum Ege ile beraber yazdığım bir de çocuk kitabım oldu cümlesi haline geldiÄŸinde anlam çok deÄŸiÅŸiyor. OÄŸlu ile yazdığı kitaba kitabım demesi oÄŸlunun emeklerini önemsemediÄŸini gösteriyor. Ya da oÄŸlundan hiç yardım almadan onun adını kitaba yazdığı söylenebilir. Hangisinin doÄŸru olduÄŸunu kendisi bilecektir. Telif gelirini birlikte yedik cümlesi de Can Dündar’ın davranış modeli hakkında önemli bir veri. Telif gelirini oÄŸluma verdim, adına bankaya yatırdım, bir okula bağışladım cümlelerinin yerine “birlikte yedik” denmesi para ile olan iliÅŸkisini gösteriyor. Bir önceki cümlede aÅŸkı karnında taşıyan biri kelimeleri bu aÅŸkın para aÅŸkı olduÄŸunu da kolayca ifade edebiliriz. AÅŸk, para, cep ve kanguru birbiri ile pek baÄŸlantısı olmayan ama Can Dündar’ın zihinsel yapısının özeti.

Milliyet’teki yazılarınız hep hayatın pozitif yönlerine bakan birisinin kaleminden çıkmış izlenimi veriyor. Oysa pozitif olanı seçtiÄŸinizi düÅŸünüyorum. Gazetecilik negatif olana yoÄŸunlaÅŸmaz mı?

Belki refleks olarak onları görme alışkanlığım vardır. Ben insanlığın iyiye gidebileceÄŸine inanan bir görüÅŸteyim. Medyanın ‘her ÅŸey felakete gidiyor’ halini yaymasının çok ciddi sonuçlar yarattığını düÅŸünüyorum. Hayat öyle bir ÅŸey deÄŸil. PeÅŸ peÅŸe felaket haberlerini arka arkaya dizmek insanları otorite ve faÅŸizan bir deÄŸnek arayışına itiyor.

Kendisini gazeteci olduÄŸunu söyleyen birisi için yukarıdaki cümleler talihsizlik sayılabilir. Bu cümleler kendisinde gazeteci tarafsızlığı olmadığını ve çoktandır yorumcu olduÄŸunu da gösterebilir. Zira yukarıda bahsettikleri sadece inançlarıdır. “İnsanlığın iyiye gitmesi”, “ciddi sonuçlar”, “otorite ve faÅŸizan bir deÄŸnek arayışı” doÄŸrudan Can Dündar’ın inançları ile ilgilidir. Bu ise bir baÅŸka sonucu ortaya çıkaracaktır. Türkiye’de yapılan darbeleri otorite ve faÅŸizan deÄŸnek arayışına kendisinin de içinde bulunduÄŸu medya sebep olmuÅŸtur demektedir. Böylece ortaya çıkan sonuçlarda benim payın yok mesajı da verilmek isteniyor olabilir.


KöÅŸenizin ismi neden yalnızlığı çaÄŸrıştıran ‘Ada’?

Yalnızlıktan ziyade, ana karadan kopuk ve bağımsız olmayı çaÄŸrıştıran, baÅŸka dünyanın mümkün olduÄŸunu gösteren bir ÅŸey. Yalnız deÄŸilim, çok da hazzetmem.

Verilen cevaba göre Can Dündar’in ana kara gerçeklerinden kopuk olduÄŸunu söyleyebiliriz. Aracınız yoksa ada dışına çıkmanız mümkün olmayacaktır. Bu ise Ankara’dan neden Istanbul’a gelemediÄŸini gösteren bir veri sayılabilir. Yalnızlığı sevmeyen Can Dündar Mustafa filminde yalnızlık öÄŸesini vurgulu olarak iÅŸlemiÅŸtir. Hazzetmem ise adasında yalnız kalamaz durumda olduÄŸunu da göstermektedir.

Bir adaya düÅŸseniz yanınıza kesinlikle almayacağınız ilk üç ÅŸey?

(DüÅŸünüyor) Ne zor sorulardır bunlar Allah’ım! Benim için en zor ÅŸey bir ÅŸeylerden vazgeçmek. Bu soruda bile hayatımdan üç ÅŸeyin eksik olmasını kabullenemedim. (GülüÅŸmeler) Serdar Turgut’u bile okumak isteyeceÄŸimi düÅŸünüyorum.

Vazgeçmenin kendisi için zor olduÄŸunu söyleyen Can Dündar çok önemli bir veriyide aktarıyor. “Vazgeçemiyorsanız” tek sonuç ortaya çıkabilir. Razı olmak. Vazgeçmemek için razı olmak stratejisi hem kendisinin ve hem de yazılarında neden tavır koyamadığının açık göstergesidir. Bu yüzden yazılarının vazgeçemeyen ve karar veremeyen insanlar tarafından neden sevildiÄŸini de anlayabiliriz. Serdar Turgut ile arasındaki çatışmayı da gündeme getirmesi ondan bile vazgeçemediÄŸini göstermektedir. İnsanın röportajında sevmediÄŸi bir kiÅŸinin adından bahsetmesi çok anlamlı gelmemekte ancak zaman okurlarına adaya (ya da zor duruma) düÅŸmedikçe Serdar Turgut okumayın mesajı vermektedir.

Yazıları en çok forward edilen yazarlardansınız. Forward’ların melankolik efendisi olmak ve kadınlar tarafından okunmak nasıl bir duygu verir insana?

(Gülümsüyor) Sonuçta insanlarda duygudaÅŸlık yaratmak için yazıyoruz. Sanal tarikata dönüÅŸmemesi kaydıyla insanların bunu baÅŸkalarıyla paylaÅŸmasında sorun yok. Ama bunu sadece kadınlar yapar yaklaşımını yazarlık açısından sınırlayıcı bulurum. Maço olmamaya çalışan bir yazarım, maçolardan da hiç hazzetmem. Çünkü kadınlar içinde büyüdüm. Aile, halalar, teyzeler, hala-teyze kızları... Gezmeler, içmeler, kaplıcalar filan... (GülüÅŸmeler) Dolayısıyla kadın tabiatına yatkın olduÄŸumu düÅŸünüyorum.

İlk cümle Can Dürndar’ın yazılarının neden yazıldığını açıklıyor. DuygudaÅŸlık yaratmak önemli yazar için, ancak yorumlamak, farklı bakış açılarının aktarılması ve gazeteci olarak bilgi aktarılmasının o kadar önemli olmadığı da anlaşılmaktadır. Sevilen ve yalnız kalmak istemeyen yazar, Can Dündar gibi yazar. Maçolardan hazzetmeyen birinin maço olmamaya çalışması önemli bir karışıklık içeriyor. Maçolardan hazzetmeyen birinin zaten maço olmaması gerekmez mi?

E-postamıza neredeyse her gün bir yazınız düÅŸünce, imzanızın ‘Fwd: Can Dündar’ olduÄŸunu düÅŸünüyor insan. Her gün birinin yazısının size gelmesi bir gıcıklığa yol açmaz mı?

Buna hak vermemek mümkün mü? Bana da kalpli, çiçekli yazılar geldiÄŸi zaman siliyorum.İnternet ile başım dertte. Sinir bozucu, tehlikeli bir ÅŸey, o kaos ortamında yazılarım çarpıtılmış, kısaltılmış olarak ya da baÅŸkasının imzası ile geziyor. Yayılan bir yalanı toparlamanın imkanı yok. Bu yüzden ÅŸimdi web sitesi yaptırıyorum.

Röportajı soru soranı haklı gören cümlesinden sonra Can Dündar, kendi mesajlarına ne yapılması gerektiÄŸini bize gösteriyor. Silmek gerek. Ama internete yaklaşımı özgürlüklere bakışını da gösteriyor. Sinir bozucu, tehlikeli, kaos ortamı olarak görülen internette web sitesi yaptırmanın zorunluluk omasından kaynaklandığı da oldukça hazin bir durum. İnternetçi olmamaya çalışıyorum ve internetten hazzetmem cümlesi de maço cümlesi ile aynı yapıda aslında.


Arkadaşına Can Dündar yazılarıyla birlikte kedi, kalp resimleri göndermeye baÅŸlayan biri orta yaşı geçmiÅŸ midir?

(Gülüyor) Bizim gençliÄŸimizde hazır ÅŸablon aÅŸk mektubu vardı. Ben de bazen onu hissediyorum, bir tür hislere tercüman olma hali. Ama baÅŸka tercüme bürolarının da olduÄŸunu düÅŸünüyorum. (GülüÅŸmeler) Tek bir dile tercüme edilmek rahatsızlık verici.

Can Dündar’ın gençliÄŸinde hazır ÅŸablon aÅŸk mektuplarından ne kadar etkilendiÄŸi de anlaşılıyor. Yazılarının duygudaÅŸlık yaratmak olduÄŸunu daha önce ifade eden Can Dündar, ÅŸimdide hislere tercüman olduÄŸunu da söylüyor. Böylece yazdıklarının kendi hissettikleri olmadığını karnında hissettiÄŸi aÅŸk’tan kaynaklandığını da ifade edebiliriz. BaÅŸka Tercüme büroları da HaÅŸmet BabaoÄŸlu ve benzerleri demek istiyor olabilir. Kendini konumlandırması bu anlamda iyi sayılabilir. Telif ücretini oÄŸlumla birlikte yedik cümlesi de karnında hissettiÄŸi ÅŸeyin telif ücreti olması ihtimalini arttırıyor. AÅŸk= Telif ücreti=para eÅŸitliÄŸi kurulabilir.


Eşiniz de yazılarınızı forward eder mi?

Yok öyle bir ÅŸey yapmaz. O tür yazılarımı sevdiÄŸi kanısında deÄŸilim, çok takdir ettiÄŸini düÅŸünmüyorum. EÅŸim daha ciddi ÅŸeyler okur. (GülüÅŸmeler) Onun okudukları ile kendi yazdıklarımı kıyaslayınca mahcup oluyorum.

EÅŸinin yazılarını sevip sevmediÄŸi konusunda bile emin olamayan Can Dündar, kendi yazdıkları hakkında “mahcup” olduÄŸu bilgisini aktarmaktadır. Karısının okuduklarını daha deÄŸerli en azından kendi yazdıklarından daha deÄŸerli bulduÄŸunu da kendisinin söylemesi daha da ilginç sayılabilir.

Serdar Turgut, ‘Kötü kalpli olduÄŸum için Can Dündar’ın yazılarını okuyamıyorum.’ diyor. İyi kalplilerin yazarı mısınız?

Bu, kötülere özgü bir özelliktir belki. Beni Serdar Turgut’un diline düÅŸürenler kahrolsun. İnternet bir süre sonra hataları düzeltmeye çalıştığım bir yere dönüÅŸtü.

İnternet hakkında düÅŸüncelerini bir kez daha öÄŸrendiÄŸimiz Can Dündar, kendisini Serdar Turgut’un diline düÅŸürenlerden nefret ettiÄŸini de söylüyor “kahrolsun” ile. İleride bunun ne kadar önemli olduÄŸunu göreceÄŸiz. Varolanı yokmuÅŸ gibi saydığını da ancak bu nefret duygusundan kurtulamadığını da görmek ÅŸaşırtıcı olmayacaktır.

Orta yaşını geçmiÅŸ bir baba olarak kendinizi eÅŸinize mi, yoksa çocuÄŸunuza mı yakın bulursunuz?

Erkeklerin çocuk, çocukların da politikacı olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Hangi çıkar çevresiyle iliÅŸki kurabileceÄŸini bilir çocuk. Erkeklerin çocuk olduÄŸunu, hiç büyümediklerini düÅŸünüyorum.

Aslında bu Cümleler Can Dündar’ın yapısını ele veriyor,

Erkek= Çocuk

Çocuk= Politikacı = (çıkar çevreleri ile iliÅŸki)

Erkek= Çocuk

Böylece Can Dündar’ın neden çıkar çevreleri ile yakın iliÅŸkileri olduÄŸunu buradan net bir biçimde anlıyor.

Can Dündar= Çocuk

Can Dündar = Politikacı

Can Dündar= Çıkar Çevrelerine yoÄŸunlaÅŸma

Kendisini gazeteci olarak gören birisi açısından önemli bir tarif. Serdar Turgut Haklı olabilir mi?


Ama bir yazınızda da kadınların çocuk olduÄŸunu savunuyordunuz?

Ha o benim yazım deÄŸil mesela, internette dolaşıyor ama. Erkek ise şımarık ve oyuncu. Ben de evde çocuÄŸum.

Kadınların çocuk olmadığını söyleyen Can Dündar şımarık ve oyuncu ile kedi tarifi yaptığınında farkında deÄŸil. Evde çocuk olması ise bir önceki cümley doÄŸrular nitelikte.

Show TV’nin anchorman’lik teklifini, haber saati oÄŸlunuz Ege’nin banyo saatine denk geldiÄŸi için mi reddettiniz?

Dillendirmeyi ayıp buluyorum. Dışarıdan anchorman’lik çok önemli görülebilir; ama benim için bir kanalda haber sunmak cazip deÄŸil. Teklif geldiÄŸi dönemde oÄŸlum da olmuÅŸtu, oÄŸlumun büyümesini görmek istedim. Ali Kırca’nın ya da Reha Muhtar’ın göremediÄŸini düÅŸünüyorum. ÇocuÄŸunuzun banyo halini bir daha yaÅŸama ÅŸansınız yok, haber bültenini ÅŸimdi de sunabilirim. Çalışmak bizi en temel insani özelliklerimizden mahrum ediyorsa manası yok.

Bu cümlelerde ilginç tabii ki. Kanalda haber sunmanın cazip olmadığını söyledikten sonra, Ali Kırca ve Reha Muhtar’ın evlenmemesinin nedeninin haber sunmak olduÄŸunu da söylemesi onları aÅŸağılamak anlamına de gelebilir. Son cümle para kazanmanın insanı en temel özelliklerinden mahrum etmesinin manasız olduÄŸunu söylemesi, “en” olmayan temel özelliklerden vazgeçilebileceÄŸini de gösteriyor olabilir mi? Bunu kendisine sormak gerekiyor. Çalışmak baÅŸkalarını insani özelliklerden vazgeçirebiliyorsa kendisi de zaman zaman vazgeçiyor olabilir mi?

İnsan sizi Ankara’ya da pek yakıştıramıyor, İstanbul’da yaÅŸadığınızı sanıyor. İstanbul’la alıp veremediÄŸiniz ne?



İstanbul’u seven biriyim, orada yaÅŸamak da isterim; ama çalışma koÅŸullarını sevmiyorum. Biz Ankara’da yürürken sırtımızı duvara dayamak zorunda deÄŸiliz. Åžehir büyüdükçe hançerler daha çok ışıldar. İstanbul’da yaÅŸamak için hırs gerekir, benim o kadar hırsım yok. Hayat burada daha kolay; ama bir yazar için Ankara’da olmak eksikliktir. Hem buradaki huzuru hem de İstanbul’daki kaosu isteyen biriyim, hayatın her dakikasında debeleniyorum. Bunu kaybediÅŸ olarak görmeye baÅŸlarsanız daha çok acı veriyor.

Interneti sevmeyen Can Dündar’ın kararsızlığı veya karar verememesi çok net ve açık olarak görülüyor. Istanbul'u seven, İstanbul’un çalışma koÅŸullarını sevmeyen biri. Yürürken sırtını duvara dayamak derken iÅŸ hayatından bahsediyor olsa gerektir. Istanbul’da hançerlerin ışıldaması, İstanbul’da iÅŸ hayatında insanların sırtından bıçaklandığı veya bıçaklanabileceÄŸi yönünde bir inanca sahip olduÄŸunu gösteriyor. Hırslıyım ama İstanbul’da yaÅŸayacak kadar hırslı deÄŸilim demesi de ilginç sayılabilir. Kararsızlık sonraki cümlelerde de ortaya çıkıyor. Ankara’da olmayı da eksiklik olarak gören kiÅŸi Istanbulu olduÄŸu gibi Ankara’yı da aÅŸağılamaktadır. Hayatın her dakikasında debelenmek ise kararsızlığın ne kadar derin olduÄŸunda gösteriyor. KaybediÅŸ olarak görerek acı çekmek ise aslında Ankara’da olmaması gerektiÄŸini biliyor olmasından ama harekete geçemiyor olmasından kaynaklanmaktadır.


Can Dündar’ın saçları neden hep dağınık, pantolonları ütüsüz?

40 yıldır saçıma tarak deÄŸmiyor. El yordamıyla hallediyorum. (GülüÅŸmeler) Giyim kuÅŸamla da alakam yok. Bir pantolonla bir ay gezdiÄŸim olmuÅŸtur. O yüzden TV’ye uzağım. TV bana neyi giymem gerektiÄŸini empoze eden bir alet. Fikir bazına gelmeden çeliÅŸiyoruz daha. YetiÅŸtirilme hatası olduÄŸu için evde ampul takamayacak kadar beceriksizim.

Sorulan soruya verilen cevaplar ilginç. Saça tarak deÄŸmemesi küçüklüÄŸünde saçlarının zorla tarandığını gösteren bir delil olabilir. Bir pantolonla bir ay gezmek parasızlıktan olmasa gerektir. Pantolonun yıkanıp yıkanmadığı konusunda bilgi olmadığı için birÅŸey söylenmesi mümkün deÄŸil ama yıkanmıyorsa pantolonun kokması normal sayılmalıdır. Saçlar ve pantolonlar üzerine sorulan soruya ampul konusundaki beceriksizlik ile ilgili cevap verilmesi de pek anlamlı görülmemektedir. Ancak önceki cümlelerde söylenenlerle baÄŸlantılar kurulduÄŸunda ailesini de yetiÅŸtirilme hatası yaptıkları için suçladığı anlaşılabilir.


Her baÅŸarılı erkeÄŸin cüzdanında bir kadın mı vardır?

Vardır, bende yüzde 100 var. Evlenmeden önce bütün kazandığımı çarçur eden bir adamdım. EÅŸim göçmen, neyim olduysa evlendikten sonra oldu.

Karındaki aÅŸktan sonra Cüzdandaki eÅŸ sorusu röportajı yapan kiÅŸinin Can Dündar’ı tuzaÄŸa düÅŸürmek isteÄŸinden kaynaklanmakta ancak gazeteci Can Dündar bu tuzaÄŸa düÅŸmektedir. Telif ücretini oÄŸlu ile birlikte yiyen Can Dündar, para konusundaki genel davranışı anlatmakta ve evlendikten sonra eÅŸinin kontroluna girdiÄŸini de söylemektedir. EÅŸinin göçmen olduÄŸunu söylemesi de pek anlamlı deÄŸildir. EÅŸim tutumludur veya benzer bir cümle söyleseydi daha anlamlı olabilirdi. EÅŸinin göçmen olduÄŸunu söylemesi röportajla ilgili olmasa da karında taşınan aÅŸk, cüzdandaki göçmen eÅŸ arasındaki baÄŸlantılar daha da açıklayıcı hale gelmektedir.

Hangi belgesel üzerine çalışıyorsunuz?

NeÅŸet ErtaÅŸ belgeseli montaj aÅŸamasında. Mülkiye belgeselini bitirmek üzereyiz. Bu kadar Atatürk lafı edilen bir ülkede Atatürk belgeseli bile henüz yapılamadı. Said-i Nursi üzerine bir teklif var, ona da çalışıyoruz.

Atatürk Lafı kelimelerinin kullanılması Atatürk hakkında ne düÅŸündüÄŸünü de gösteriyor. Mustafa filmi ile de kendi zihnindeki deÄŸersizliÄŸi aktarmış durumda. Said’i Nursi belgeseli üzerinde çalışmanın da baÅŸladığını öÄŸreniyoruz. Zaman gazetesinde röportajın yapılmasının nedeni de bu. GörüldüÄŸü gibi röportajın yapıldığı tarihte Mustafa filminden bahsedilmemesi bu konuda bir düÅŸüncesinin olmadığını da gösteriyor.


Röportajın sonrasında Said’i Nursi ile ilgili görüÅŸlerini de öÄŸreniyoruz. Bunlar Said’i Nursi’den etkilendiÄŸini gösteriyor. Bunu da “Yazılarına kapandığın zaman da sizi çok ayrı dünyalara götürüyor.” cümlesi ile ifade ediyor. “Önümüzdeki yıl hazır olur biter” cümlesi de 2005 yılında yapılan röportaja göre belgeselin ÅŸu anda çoktan bitmiÅŸ olduÄŸunu da göstermektedir. “DoÄŸrusu, bunu yapmayı çok arzu ediyordum.” Cümlesi de Said'i Nursi belgeselinin daha önceden düÅŸünüldüÄŸünü ve tekliflere açık olduÄŸunun da bir göstergesi sayılabilir.


Sizin belgeseliniz çekilse neyi merak ederdiniz?

100 yıl öncesi ile 100 yıl sonrası arasında nereye oturduÄŸumu bilmek isterdim.

Can Dündar bu cevabı ile zihinsel karışıklığını da göstermektedir. 100 yıl öncesi ve 100 yıl sonrası ifadesi kendisinin en az iki yüzyıl hatırlanmak istediÄŸini göstermekte “ebedi” olmanın kendisi için önemini göstermektedir. Bunu kitaplarından gördüÄŸümüz kadarı ile Fetullah Gülen de istemektedir. Ancak bunu bir yorum olarak ÅŸimdiden söyleyebiliriz. Belgesel ÅŸu cümlelerle baÅŸlar ve biterdi. Türkiye’nin en çok okunan gazetecilerinden biriydi. Belgeselciydi. Mustafa filmini yaptı ve bu kendisinin sonu oldu ve adasında hapis kalmaya devam etti. AÅŸkı kanguru gibi cebinde taşıyan kiÅŸi Para harcamayı çok severdi. OÄŸlunun telif parasını bile harcadı. Ancak cüzdanındaki göçmen eÅŸi sayesinde birÅŸeylere sahip oldu. Zira yuvayı diÅŸi kuÅŸ yapardı belgeselin son cümlesi olabilirdi.

Belgesel sinema filmi çekmek istemez miydiniz?

(Gülüyor) Büyük bütçelerle çalışmadık, kendime açtığım alanda bir ÅŸeyler yapıyorum. Sinemanın düÅŸ gücü beni çok çekmeye baÅŸladı. Bu alanda bir ÅŸey yapmayı arzu ediyorum. Konusu yine insanlar ve tarih olur sanırım.

Bu cümleler Mustafa filminin neden çekildiÄŸini de anlatıyor. Said’i Nursi belgeselini bitirmiÅŸ olması gereken kiÅŸi, bu belgesel yayınlandığında laiklerin kendisinden uzaklaÅŸacağını düÅŸündüÄŸü için Mustafa filmini yapmaya karar verir. Ortam müsaittir ve belgeler kendi kullanımına açılabilir ve açılmıştır da. Mustafa filmi Sinema filmi çekmek konusundaki arzusu ve kendisine ayrılan büyük bütçe ile Mustafa filmini çekmesi farkında olmadan sinema kariyerinin baÅŸladığı gibi bitmesine de neden olacaktır.

MHP’lilerden nefret eden birisi olarak MHP’nin belgeselini yapmak ister miydiniz?

Elbette. Artık hayata tapınmalar ve nefretlerle bakmıyorum. Meseleye iyiler-kötüler diye bakarsanız belgeseli yapılacak az ÅŸey kalır. Sırtlanları yaparken ne yapacaksınız o zaman? (GülüÅŸmeler)

Beni Serdar Turgut’u diline düÅŸürenler kahrolsun mesajı ile hayata karşı tapınmalar ve nefretlerle bakmıyorum cümlesi çeliÅŸmektedir. DeÄŸiÅŸtiÄŸini de ifade eden Can Dündar, meseleye tarafsız yaklaşılması gerektiÄŸi gibi doÄŸru bir cümle ifade etmektedir. Ancak Sırtlanları yaparken ile baÅŸlayan cümle kendisinin National Geographic belgeselcisi gibi gördüÄŸünü de ifade etmektedir. Oysa kendi yaptığı yazdığı konuÅŸtuÄŸu belgeseller tarih ve insan üzerinedir. Bunun farkının ne olduÄŸunu bilememektedir. Ya da yaptığı belgeseller içinde sırtlana benzeyen insanların da olduÄŸunu söylüyor olabilir. Bu tarife uygun kiÅŸinin ne olduÄŸunu kendisi bilebilir.

Yukarıda incelenen röportaj Bir Can Dündar belgeselidir. Farkında olmadan kendisi hakkında çok önemli bilgiler aktarmaktadır. Mustafa filmini çekerken Said’i Nursi ve yaÅŸadıklarından etkilenmesi ve Mustafa Kemal ve Said’i Nursi arasındaki iliÅŸkilerde Said’i Nursi’yi haklı görmesinden dolayı ortaya çıkan kızgınlığını ifade etmiÅŸ olabilir. Bu sonra yayınlanacak olan Said’i Nursi belgeselinin de etkisini arttıracaktır. Mustafa Kemal'e bu ÅŸekilde bakan birisi Said’i Nursi’yi nasıl görmektedir ÅŸeklinde bir merak uyanacak ve aÅŸkı karnında taşıyan kanguru zıplayarak dolaÅŸmaya devam edecektir.

Cengiz Eren

 
 
 
 

Üyelik Girişi



E-posta Listesi

Seminerlerden ve yeniliklerden haberdar olmak için lütfen formu doldurunuz.