Milyarlarca yıllık dünyamızın son 60.000 yılında bize benzer varlıklar geliÅŸmeye baÅŸlamıştı. Önce farkında olduÄŸumuz aklımız geliÅŸti. Sonra ise sanat. Bundan sonra deÄŸiÅŸim düÅŸündüÄŸümüzden daha hızlı ortaya çıktı ve yazı bulundu. AÅŸağıdaki yazı bu konuyu detaylı olarak inceliyor ve sanatın aklın omega3'ü olduÄŸuna dair bir iddiayı ortaya atıyor.
İnsan önce karada kendi bölgesinde yaşıyordu. Buldukları ile yetiniyor ve soyunu devam ettiriyordu. Sonra, büyük bir olasılıkla göktaşının dünyaya düÅŸüp dizonorları yok etmesinden sonra hareket etmek zorunda kaldı. Çünkü göktaşının kaldırdığı toz bulutları yeÅŸili yok etmiÅŸti, diye tahmin ediyorum. Yiyecek bulması gerekiyordu. Zira yeÅŸillikler yok olmuÅŸ, ot ve meyve yiyemez hale gelmiÅŸti.
Uzun yollar kat etmesini saÄŸlayan bu hareket onları karadan suların kenarına taşıdı. Sularda yaÅŸayan canlıları fark ettiler ve balıkları yemeye baÅŸladılar. Balık yemek bir zorunluluk halıne gelmiÅŸ olabilir. Zira göktaşı çarpmasından dolayı ortaya çıkan toz havayı ve karayı toza bularken denizler daha az etkilenmiÅŸ olsa gerektir. Bunlar milyonlarca yıl önce olan olaylardı. Buz devrinin yaÅŸadığı dönemde hareket edebilen yaratıklar kendilerini kurtardılar insanın ataları da öyle.
ÇiÄŸ balık yemeye baÅŸlamak ve uzun bir süre bununla beslenmek insan beyninde önemli deÄŸiÅŸiklilere sebep olsa gerektir. Zira balık içindeki omega3’ün bu deÄŸiÅŸimi yaptığı iddia ediliyor. Bu günkü araÅŸtırmalarda Omega3 beyne ve vücuda çok yararlı olduÄŸunu gösteriyor. Beynimizin büyümesi ve farkında olduÄŸumuz aklın geliÅŸmesinin ilk noktası burada olsa gerek. Bir ÅŸeyleri farkında olarak yapmaya baÅŸlamak milyarlarca yıldan beri devam eden bir süreçte son 60.000 yıl içinde yaÅŸanan olaylar olsa gerektir. MaÄŸara duvarlarına neden resim yapılıyordu ve bunları yapanın ne düÅŸündüÄŸünü bilmek mümkün deÄŸil. Ancak bunu yapabilmesi için karar vermesi gerekiyordu. Ne yapacağına, ne çizeceÄŸine ve nasıl yapacağına. Bunu da farkında olarak yapabilirdi.
Bu deÄŸiÅŸimden sonra insanın farkında olduÄŸu aklının geliÅŸmesi baÅŸlamış olsa gerektir. Bu ise düÅŸünmeye baÅŸlamak ve karar vermek süreçleriyle desteklendiÄŸinde iz bırakma isteÄŸi el ortaya çıkan sanat yine farkında olmadan deÄŸiÅŸim sürecini hızlandıracaktır. Önce resim sonra yazı bulundu da diyebiliriz. MaÄŸaralarda bulunan hayvan resimleri sanatın bu anlamda da öncüleri. Görmek, kaydetmek sanatın baÅŸlangıcı sayılabilir. Åžu kolaylıkla söylenebilir. Sanat yazıdan önce vardı. Sonra yazı bulundu.
Sanat insan zihni için bir baÅŸka etkiyi yapıyor ve bu etki beynin deÄŸiÅŸimini saÄŸlayan Omega3’le aynı etki sayılabilir. Sonrada yazı bulunuyor ve resim ve yazı bilgilerin kayda geçmesini gelecek nesillere bu bilgilerin iletilmesini saÄŸladığı için son beÅŸ bin yılda geliÅŸim inanılmaz ÅŸekilde gerçekleÅŸiyor. Bu gün gördüÄŸümüz bir görüntüyü kayıta saniyede geçirebilirken, sadece bir yüzyıl önceki günlerde, günler, bazen de aylar gerekebiliyordu, bir tuvali doldurabilmek için.
O zaman balıkta bulunan Omega3’e benzer etkiyi aklımızda ortaya çıkaran davranışlar neler olabilir. Sanatın her dalı aynı etkiyi zihnimizde yaratacak ve duyusal hassasiyetimizi arttıracaktır. Müzik iÅŸitsel alanda, resim ve grafik sanatlar görsel alanda, herhangi bir konuda okumak ama daha önemlisi yazmak ta Omega3 etkisi yapacak ve geliÅŸmemizi saÄŸlayacaktır. Konulu olarak yapılan konuÅŸmalarda bu etkiyi saÄŸlayabilir.
GeliÅŸmiÅŸ insanlara baktığımızda bu özellikleri görüyoruz. Yazan, çizen,resim yapan, müzikle uÄŸraÅŸan insanlarda bu geliÅŸimin hızlı olduÄŸunu görüyoruz. Ancak ÅŸunu da söylemeden geçmemek gerekiyor. Herhangi bir sanat dalında, yazıda, müzikte zorunluluk nedeniyle kiÅŸi çalışmaya devam ediyorsa, yaratıcılık tamamen engellenecektir Can Dündar bir yazısında “Özellikle nefret ettiÄŸimiz iÅŸimize para için devam edip seveceÄŸimiz bir iÅŸ arayışına girmiyoruz “ diyor. Tabii bu durum yaratıcılığın sonu olsa gerektir. Sadece önünden akan yazıları seslendirir duruma gelmek, dışına çıkamamak sadece Can Dündar’ın deÄŸil çoÄŸu köÅŸe yazarının yaÅŸadığı bir durum. Herhangi bir ÅŸey için zorunluluk var ise, -meli, -malı fiiller kullanılıyorsa, geçmiÅŸ olsun demek yerinde olacaktır. KöÅŸede, sahnede, göz önünde, gündemde kalmak isteyen insanların yaÅŸadığı durumu gözlüyoruz ve gözleyeceÄŸiz.
Balık yemek, çiÄŸ veya piÅŸmiÅŸ balık yemek beynimizi fiziksel olarak güçlendiriyor. Sanat ise aklımızı ve zihnimizin çalışmasını. Sanatı yapabilmek kadar yorumlayabilmekte aynı etkiyi yapıyor. İki noktayı kolaylıkla söyleyebiliriz. Önce sanat vardı, sonra yazı. EÄŸer sanat olmasaydı yazı bulunamayacak ve ben bu yazıyı yazamayacak ve siz de okuyamayacaktınız.
Yorumlamak, ve baÄŸlantı kurmak deÄŸiÅŸimi saÄŸlayan en önemli sonuç. Zaten her yazı da bir yorum içermiyor mu ya da yeni üretilmiÅŸ bir bilgi.
Åžunları söyleyebiliriz. ,
Sanat aklın omega 3’üdür.
Yazı Yazmak aklı omega 3’üdür.
Yorumlayabilmek ve detayları fark etmek aklın omega’3üdür.
Müzik yapmak, beste yapmak –ki yazmak fiili içinde sayılabilir.- aklın omega3’üdür.
Tabii bunları yaparken bol miktarda balık yemekte, geliÅŸmemizi hızlandıracak ama bunlardan birini yapmak zorunlu hale gelmiÅŸ ve baÅŸka bir ÅŸey yapılması düÅŸünülemiyorsa, bütün dünyanın balıklarını yeseniz de hiç yaratıcı sonuç ortaya çıkmayacaktır.
Bol Omega3’'lü günler diliyorum.
|