| Talihsiz Kar Tanesi,Milli Kayakçı Aslı Nemutlu'nun yazdığı yazı |
|
|
|
| Yazar Cengiz Eren | |||
| Çarşamba, 18 Ocak 2012 00:33 | |||
|
   TALİHSİZ KAR TANESİ Aslı'nın Facebook'ta yayınlanan mektubunu okuduğumda ürperdim. Gerçekten antrenman sırasında çıkan kayağı ve tahtaperdelere çarparak son bulan hayatı. Kendisi bu mektubun yayınlanmasını ister miydi? bilmiyorum. Facebook'ta yayınlandıktan sonra bu mektup için bir yazı yazmak istedim. Söyle yazıyor, yazı ile duyguları güzel şekilde aktaran Aslı, 23 Şubat 2011yarış güncesi diyebileceğimiz yazısında Yarış olduğunu hatırlayınca , her zaman ki gibi yine o garip his; korku, heyecan, tedirginliğin getirdiği "acaba"? soruları..... Önemli bir cümle bu. Garip his kelimesinden sonra konulan noktalı virgül hissedilenlerin neler olduğunu tanımlıyor, ve tırnak içine alınmış acaba? sorusu sorgulamanın büyüklüğünü ve boşluk hissini de anlatıyor, ve sonra konan üç nokta ise boşluğun büyüklüğünü. Herşey çok güzel olucak inanıyorum, bu yarış benim için çok önemli. Bu cümleler yarışın kendisi için önemini anlatırken, hissettiği baskının büyüklüğünü de gösteriyor, meli malı cümleler. Ya herro, ya merro kelimesi ise anlam olarak karışık. Zira Kürtçe de ya gel, ya da git gibi bir anlam taşıdığı yazılıyor. Ya hero (kahraman) olursun, ya da hiç. Ya tozu dumana katarsın, ya da dumanı yutarsın. Tıpkı Shakespeare'nin Hamlet'inde olduğu gibi "Olmak ya da olmamak", "to be or not to be" ve benzeri lüzümsuz mottolar. . İki seçeneğin sunulduğu ve ingilizce de double bind, Türkçe'de iki ucu boklu değnek dediğimiz, sıkışmış bir durumu gösteriyor ki, bu hissedilen baskıyı biraz daha yükseltecektir. Yarışta hissedilen gerginliği anlatan cümlelerden sonra, "o sırada Mide bulantısı başlıyor, "Aslı yeter artık bu kaçıncı yarışın" diyorum kendi kendime." Baskının ne kadar arttığını ifade eden bu cümleler, bu kadar yarıştan sonra sonuçların önemsenmesinin sonucu. Yarışmacı sporlarda böyle gerginlikler görülmesi doğal sayılabilir ama yarış başlama anından önce mide bulantısının hissedilmesi, bu kadar yarıştan sonra hissedilmesi doğal bir durum olmasa gerektir. Bu Aslı'nın ne kadar hassas bir yapıda olduğunu da gosteriyor. Bu kadar hassas yapıda olan bir gencin alp disiplini gibi çok sert bir dalda yarışmacı olması... "Olumlu düşün, negatif düşünceleri at, elimden geldiğinin en iyisini yapıcam" cümleleri ile kendimi telkin etmeye çalışıyorum." Bu cümleler ise kişinin kendisine yaptığı telkinleri modelini gösteriyor ama bunun istenen sonucu vermesi hiç kolay değil, hatta yanlış olduğu, çok yanlış olduğu söylenebilir, beynimizin çalışma modelinden dolayı. Bir kişi, Zihinsel Detoks görüşmesi sırasında, "ayşe sen bunu nasıl yaparsın diyorum kendi kendime" dediğinde, ben siz kimsiniz? diye sormuştum, soran mı cevap veren mi? şeklinde herhangi bir cevap verememişti. Bu durum kişinin farkında olmadığı bir ayrışmayı gösteren bir sonuçtu sadece. kendisine telkin etmeye çalışan Aslı'da olduğu gibi. "Dikkat çık!" sesiyle artık yapayalnızım. Pistte sadece hakemler, kapılar, ölüm sessizliğini bozan kayaklarım ve ben varım. Bir dakikalık macera biraz sonra sona ericek." Bu cümlelerde "ölüm sessizliği" kelimeleri benim en ilgimi çeken kelimeler oldu. Pistteki sessizliğin bu şekilde tanımlanması, yukarıda hissedilen korkunun büyüklüğünü gösteriyor. Başarı hayat ise başarısızlık ölüm gibi algılanacaktır. Yarış öncesinde yazıldığı düşünülen bu cümlelerden sonra yarış sonrasında yazılan "Sonuç ne mi oldu? Kayaklarım birden bire pistin ortasında attı, Yıne de pes etmedim, tırmandım devam ettim ... Sonra çok ağladım, şanssız günümdeymişim." Hissedilenm bu kadar baskıdan sonra ortaya çıkan sonucun bu olması normal sayılabilir, zihinsel süreçler açısından. Yarışta atan kayaklardan sonra tırmanıp yeniden kayakları takıp yarışa devam etmek, Milli takım ümitlerinin bitmesi demek anlamına da gelecektir. Farkların saliselerle ölçüldüğü kayak sporunda kayakları tırmanıp takmak bile dakikalar sürecektir. Aslı'nın yazdıkları şunu göstermektedir. Çok hassas ve duygularını bu kadar güzel aktarabilen bir kişinin "yarışmacı" kayak sprouna yönelltilmesi doğru olmasa gerektir. Yöneltilecekse bile zihinsel süreçlerin nasıl işlediğini, yarışları olması gerekenden fazla önemsememesi , başarının bu kadar kutsanmasının yanlış olduğu gösterilmeli ve bilgi olarak da aktarılmalıdır. Garip his, ölüm sessizliği, kayaklarım attı, çok ağladım, şanssız günümdeymişim cümleleri, sanki gelecekte olacakları bilgelik düzeyindeki seviyede bize aktarıyor, gibi, 17 yaşında sona eren bir hayatında. Kendisi de bunun farkında olmasa gerektir. Garip bir his, ölüm sessizliği, kayakları atmış, çok ağladık, şanssız günündeymiş, cümleleri ise bizim yaşadıklarımız. Talihsiz Kar Tanesi yazısı yayınlanmalı mıydı? bence hayır. Facebook'ta yayınlandıktan sonra bu yazıyı yazmamın nedeni, diğer anne, babalar ile antrenörlerin yarışlara hazırladıkları çocukların duygularının farkında olmalarını sağlamak. Yarışı kaybettiklerinde çok ağlayan kendilerini kötü hisseden yarışmacıların, ya yarışı önemsememelerini ya da yarışmalardan tamamen çekilmelerini sağlamak. Bir cümle bile çok şey anlatırken, bir yazı kaderin belirleyicisi bile olabilir.
Yazının Yazılma Nedeni : Bu yazının yazılma nedeni sadece her içerikte korku, tedirginlik yaÅŸayan gençlerin anlaşılabilmesi ve bu korkuların yönetilmesinin öneminin anlaşılması içindir. Yoksa aile, anne, baba veya antrenör bir ilgisi yoktur. Aslı'nın hissettiÄŸi bu korkuların okuldan, çevreden, eÄŸitim sisteminden, yarışmacı modelden, sınav sisteminden dolayı oluÅŸtuÄŸunu bilmek gerekiyor. Sadece bir içerik bu sonucu yaratmaz. ÇocukluÄŸundan o güne kadar yaÅŸadığı sonuçlar bu durumun ortaya çıkmasını saÄŸlamıştır. Hele sadece birkaç yıldır antrenrlüğünü yapan kiÅŸinin suçlanmasının hiç bir anlamı olmayacaktır. Daha önce baÅŸka takımda yariÅŸan Aslı, ÅŸimdiki takımına bir kaçyıl önce geçmiÅŸtir. Bu yüzden kiÅŸiler deÄŸil sistemin, özellikle baÅŸarıyı kutsal gören, puanı önemseyen eÄŸitim sisteminin sorgulanması gerekir. Aslı Nemutlu'nun yazdığı yazıyı okuyabilirsiniz. Â
       Â
|
Yorum ekle
- Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
- Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
- Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
- 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için kodun altındaki *Yenile* düğmesine basın.
- Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.









Bir yazı, bir mektup, bir hikaye çok şey anlatır. Özellikle bunu yazanın zihinsel yapısına ait önemli bilgileri, duyguları ve farkında olmadan hayatına getireceği sonuçları anlatır. Bu sonuçların ne olduğunu hikayeyi, kitabı, yazıyı, mektubu veya romanı yazan da farkedemez, hisseder, ama farkedemez. Farkında olmadan ama bilerek dediğimiz şey d,e "sezgi" dediğimiz şey de, bu olsa gerektir. Aslı Nemutlu'nun Talihsiz Kar Tanesi yarış güncesi diyebileceğimiz yazısı, çok şey anlatıyor. Böyle bir yazıdan sonra kaybettiğimize daha da üzüldüm duygularını bu kadar güzel aktarabilen Aslı için. Bunun bir feryat olduğunun algılanmaması ve kimsenin bunu duyamaması, bana yaşadığım başka bir başka bilgiyi de çağrıştırdı. Okuduğunuzda bunu siz de göreceksiniz.




Yorumlar
Aslı'yı tanımazsınız, Aslın'nın ailesini tanımazsınız. Aslı'nın ailesi ile olan yakın ilişkisi hakkında, kayağı ne kadar çok sevdiği hakkında hiç bir bilginiz yok. Bu yazının bir günlük yazısı değil, okulda edebiyat dersi uygulamaları dahilinde yazılmış olduğu gerçeginden haberdar değilsiniz. Ondan sonra kalkıp yazıdaki iki tırnağa, üç ardarda konmuş noktaya vs dayanarak yorum yapmaya çalışmışsınız. Olmamış. Esef duydum.
Cengiz Eren'in notu : Bu yazının yayınlanmaması gerekirdi görüşümü tekrarlıyorum. Her ne kadar bu bir kompozisyon olsa bile Aslı'nın duygularını ifade ediyor. Bu yazının kaza ile ilgisi yok. Dün Vatan gazetesinin şöyle bir haberi vardı. Çok başarılı sınıf mümessili olan bir öğrenci annesi ile tartışıyor ve bakkala gitmek yerine çatıya çıkıyor ve kendisini atıyor. Ağır yaralanıyor. Annesi yanına geldiğinde söylediği cümle şu "Anneciğim seni utandırdım." Aslı'nın yazısı bir kişinin hayatını kurtarsa bile kazançtır. Yazıyı bu anlamda okumakta yarar var.
Cengiz Eren'in Notu: Sporcunun Yarışmacı sporcunun tabii ki bir gerginliği ve faydalı stresi olması gerekir. Bu aşırı hale gelince dijital duygusal hareketler hayatın bir cok alanını etkiler hale gelecektir. Su yazıyı okumanız konunun açıklığa kavuşması açısından yararlı olacaktır.
http://erenlp.com/duygusal-hareketleriniz-ve-bagimliliklar.html
Yazdığınız yazıdan şu yorum çıkabilir:YAZDI KLARINIZA DİKKAT EDİN,KADERİNİZ OLABİLİR.GERÇEKLEŞEBİLİR .
Eğer böyle olsaydı şu anda Aslı yaşıyordu çünki tırmanmayla bitmişti güncesi.Eğer böyle olsaydı bütün ütopyalar gerçek olur.Platon un inanarak savunduğu DEVLETinde yaşıyor olurduk.Gerge Orwell İN 1984ü yaşadığımız 1984 le birebir örtüşürdü.
Sıradan bir insan neden günlük tutar?
YALNIZ OLDUĞU İÇİN.Derdini,sırrını paylaşacağı bir kulak;anlayışla sevgiyle bakacak bir çift göz bulamadığı için.İçinde patlayan volkanı,yazılar ına,günlüğüne akıtarak içini boşaltmaya çalışması işte önemli olan bu çevresinde onu gerçekten anlayan ,dinleyen insanlar olsaydı sonuç değişir miydi?Yaşadığımız hayat gerçekten istediğimiz hayat mı,kendi seçimimiz mi?Başkalarının hayallerini kendi hayatımıza kes yapıştır yaptığımızda yama gibi durur.YALNIZCA BİR HAYATIM VAR VE ONU YAŞIYACAK OLAN BENİM.GEREKTİĞİNDE HAYIR DİYEBİLMEK.İşte yapılması gereken bu.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için